Nitelikli üretim ancak nitelikli iş gücü ile yapılabilir

Türk plastik sektörü üretim ve ihracatta dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alsa da sürdürülebilir büyümenin önündeki en büyük engellerden biri nitelikli ara iş gücü eksikliğidir. Mesleki eğitimin sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılması hem sektörün rekabet gücü hem de Türkiye’nin üretim geleceği açısından artık ertelenemeyecek bir zorunluluktur.

Pek çok kez ve gururla ifade ediyoruz. Türk plastik sektörü olarak dünyanın altıncı, Avrupa’nın ikinci büyük üretim gücüne sahibiz. Türkiye’nin en çok ihracat yapan ikinci sektörü olan “Kimyevi Maddeler ve Mamulleri” bünyesinde en yüksek seviyede ihracat yapan alt sektör konumundayız.

Ancak yarım yüzyılı aşkın süredir içinde yer aldığım sektörümüzün yapısal sorunları arasında nitelikli ara iş gücünün yetiştirilmesi ve istihdamının yer aldığını unutmamak gerekiyor.

Bu konuya dikkat çekmek üzere Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulumuzun olağan toplantılarından birini Bornova Mazhar Zorlu Plastik Endüstri Meslek Lisesi’nde gerçekleştirdik.

Hiç kuşkusuz amacımız, plastik ve ambalaj sektörlerinin Türkiye’deki en önemli üretim merkezleri arasında yer alan İzmir’deki bu eksikliğe dikkat çekmekti. Okul Müdürümüz Zülküf Yıldız’ın ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarette, 28 yıldır eğitim veren lisenin eğitim müfredatını ve sanayicilerimizin taleplerini değerlendirdik.

KALIP ÇEKECEK İŞ GÜCÜ GEREKLİ

Meslektaşlarımızla ara iş gücü olarak sektörümüze katılmayı hedefleyen gençlerimizi her fırsatta bir araya getiriyoruz. Gerek lisede gerekse üniversitede polimer ve plastik üzerine eğitim gören tüm gençleri istihdam etmeye hazır olduğumuzu farklı ortamlarda ifade ediyoruz.

Ancak Türkiye’nin mesleki eğitim sorununu çözmek, bizim ölçeğimizin çok ötesinde bir çaba gerektiriyor. Ülkemizde iş dünyasıyla koordineli bir mesleki eğitim politikası maalesef bulunmuyor. İşsiz durumda yüz binlerce genç mühendis olmasının yanlışlığı bir yana, onları istihdam edecek firmalarımız da yok. Ancak kalıp çekecek, enjeksiyon yapacak, şişirme yapacak, hammadde işleyecek genç iş gücüne çok ihtiyacımız var. Bu gençlerimize ödediğimiz ücretler mühendislere ödenen maaşların da üzerinde. Yetişmiş gençlerimiz bir yerlere gitmesinler diye adeta gözlerinin içine bakıyoruz.

MAZHAR AĞABEYİN VİZYONER BAKIŞI

Bu noktada 2004 yılında vefat eden, sektörümüzün ağabeyi ve duayenimiz Mazhar Zorlu’yu rahmetle anmadan geçmememiz gerekiyor. Türk plastik sektörünün en vizyoner iş insanı olan Mazhar Ağabeyin eseri olan lisemiz, 1998 yılından bugüne Türk plastik sektörümüzün ara iş gücü talebinin karşılanmasına katkı sunuyor.

Üniversite ve meslek yüksekokullarımızın eğitim kalitesini artırmamız ise adeta bir ulusal sorun olarak karşımızda duruyor. Doğrusu 103 yılı geride bırakan cumhuriyetimizin hâlâ ve neden bu sorunu çözemediğini tartışmamız gerekiyor. 1940’lı yıllarda adeta taş üstünde taş kalmayan Almanya’nın bugün ulaştığı başarı seviyesinde, mesleki eğitimin yaşamsal işlev yüklendiğini de unutmamak gerekiyor.

Ülkemizde bugün itibarıyla 208 devlet ve vakıf üniversitesi bulunuyor. Bu kurumlar her sene yüz binlerce genci mezun ediyor. Almanya gibi sanayisi son derece gelişmiş ülkelerde bile bu kadar üniversite ve bu kadar fazla mezun bulunmuyor.

BU KADAR MÜHENDİSE İHTİYAÇ YOK

Bizim bu kadar mühendise ihtiyacımız olmadığı gibi, mühendis diplomalı gençlerimizin marketlerde kasiyer olarak çalışmaları dramatik bir insan kaynağı israfıdır. Üniversite bitirdim diye eline diplomasını alan karşımıza dikiliyor, ‘Ben ne zaman müdür olacağım?’ sorusunu sormaya başlıyor.

Ortalığa dökülen yüz binlerce gencimiz iş bulamazken, biz ara iş gücü arıyoruz. Bugün dünyada ekonomisi ve kalkınmışlık düzeyiyle örnek gösterilen ülkelerin ortak özellikleri, ara iş gücüne verdikleri önem ve yüksek standartlı mesleki eğitim sistemleridir. Bu nedenle plastik sanayicileri olarak gerek Mazhar Zorlu Plastik Meslek Lisesi’nde gerekse Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Polimer Teknolojileri Bölümü’nde eğitim gören gençlerimize gözümüz gibi bakıyoruz.

Çünkü nitelikli üretimin ancak nitelikli iş gücü ile yapılabileceğini çok iyi biliyoruz.