Çevreyi koruyan düzenlemeler üretimin sürdürülebilirliğini de gözetmeli

İnsan sağlığını ve çevreyi koruyan düzenlemelerin başarıya ulaşması, sanayinin üretim gerçeklerini gözeten uygulanabilir bir takvimle mümkün. KKDİK sürecinde kurulacak doğru denge, sektörümüzün rekabet gücünü korumanın da anahtarı olacak.

Sanayimizin gündeminde son dönemde giderek daha fazla yer tutan konulardan biri de kimyasalların yönetimine ilişkin düzenlemeler. İnsan sağlığının ve çevrenin korunması amacıyla hayata geçirilen düzenlemelerin önemini hepimiz biliyoruz. Öte yandan, bu düzenlemelerin ülkemizin üretim yapısı ve sanayimizin mevcut koşulları dikkate alınarak uygulanmasının da en az düzenlemenin kendisi kadar önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda, plastik sektörümüzü yakından ilgilendiren KKDİK Yönetmeliği’nin uygulama sürecinde gelinen aşama sektörümüz açısından önemli soru işaretleri doğuruyor.

Plastik sektörü, kimya sanayinin en önemli bileşenlerinden biri olmasının yanı sıra ülkemizde hemen hemen tüm imalat sanayi sektörlerine ara girdi sağlayan stratejik bir yapıya sahip. Üretimde kullanılan hammaddelerin önemli bir bölümünün ithalat yoluyla temin edildiği sektörümüzde, çok sayıda yurt içi ve yurt dışı üretici ile tedarikçinin dahil olduğu karmaşık bir tedarik zinciri bulunuyor. Dolayısıyla KKDİK kapsamında getirilen yükümlülüklerin yalnızca kimyasal madde üreticilerini değil, bu maddeleri kullanan üretici ve ithalatçıları da doğrudan etkilediğini göz önünde bulundurmak gerekiyor.

KOBİ’LER İÇİN SÜREÇ DAHA ZORLU

PAGDER olarak sektörümüzden aldığımız geri bildirimler doğrultusunda yaptığımız değerlendirmelerde, mevcut kayıt takvimi içinde tüm yükümlülüklerin eksiksiz şekilde tamamlanmasının önemli güçlükler barındırdığını görüyoruz. Özellikle yurt dışındaki üreticilerin KKDİK kapsamındaki kayıt süreçlerine ilişkin yaklaşımlarının önceden öngörülememesi, gerekli teknik ve bileşim verilerine erişimde yaşanan sorunlar ve Tek Temsilci ile danışmanlık hizmetlerinin getirdiği maliyetler firmalarımız açısından süreci daha da zorlaştırıyor. Bununla birlikte, burada özellikle KOBİ’lerimiz açısından ortaya çıkan tabloya dikkat çekmek gerekiyor. KKDİK kayıt süreci; teknik bilgi, mevzuat hakimiyeti, veri yönetimi ve mali kaynak gerektiren oldukça kapsamlı bir süreç. Büyük ölçekli işletmelerimizin önemli bir bölümü hazırlıklarını sürdürürken, özellikle KOBİ’lerimizde uzman personel ve teknik kapasite eksiklikleri nedeniyle sürecin istenilen düzeyde yürütülemediğini gözlemliyoruz.

Şüphesiz ki sektör olarak insan sağlığının ve çevrenin korunmasına yönelik hedefleri destekliyoruz. Ancak bir düzenlemenin başarılı olabilmesi için yalnızca hedeflerinin doğru olması yeterli değil. Aynı zamanda bu hedeflere ulaşılmasını sağlayacak uygulama mekanizmalarının da sanayinin gerçekleriyle uyumlu olması gerekiyor. Aksi durumda, özellikle yüksek ithalat bağımlılığı bulunan sektörlerde kayıt süreçlerinde yaşanabilecek aksaklıkların tedarik zincirinde kesintilere, ilave maliyetlere ve nihayetinde üretim kayıplarına yol açması söz konusu olabilir.

ÜRETİMİ KORUYAN GEÇİŞ SÜRECİ GEREKLİ

Bu noktada uygulama takviminin sektörün mevcut hazırlık düzeyi ve sahadan gelen geri bildirimler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesinin yerinde olacağını düşünüyoruz. Amacımız mevzuatın uygulanmasını geciktirmek ya da yükümlülükleri ortadan kaldırmak değil; düzenlemenin hedeflediği çevresel ve sağlık kazanımlarından taviz vermeden, üretimin ve tedarik zincirinin kesintiye uğramasını engelleyecek uygulanabilir bir geçiş sürecinin oluşturulmasına katkı sağlamak. Özellikle önümüzdeki dönemde sanayimizin yüksek finansman maliyetleri, zayıf talep ve artan küresel rekabet gibi sorunlarla mücadele ettiği bir ortamda ilave maliyet ve belirsizliklerin mümkün olduğunca azaltılması kritik öneme sahip.

PAGDER olarak geçmişte olduğu gibi bundan sonra da sektörümüzün karşı karşıya olduğu sorunları sahadan aldığımız bilgiler doğrultusunda ilgili kamu kurumlarıyla paylaşmaya ve çözüm önerileri geliştirmeye devam edeceğiz. KKDİK sürecinde de önceliğimiz, insan sağlığını ve çevreyi koruyan düzenlemeler ile ülkemizin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü koruyan uygulamalar arasında sağlıklı bir denge kurulmasına katkı sunmak olacaktır.