ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı karşılıklı hamlelerle yeniden alevlendi

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı yeni gümrük vergilerinin devreye girmesiyle yeniden alevlendi. 2018 yılında Donald Trump yönetiminin Çin'e yönelik yüksek gümrük tarifeleri uygulamasıyla başlayan ticaret savaşları, iki ülke arasında ekonomik ve siyasi gerilimlere yol açtı. Tüm bu gelişmeler Türkiye için hem riskler hem de fırsatları içinde barındırıyor.


ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı, son dönemde karşılıklı hamlelerle yeniden alevlendi. ABD Başkanı Donald Trump, 1 Şubat 2025'te Çin'den ithal edilen tüm ürünlere yüzde 10 ek gümrük vergisi getirme kararı aldı. Bu karar, Çin'in ABD'den ithal edilen bazı ürünlere yüzde 10-15 oranında ek gümrük vergisi uygulamasıyla karşılık buldu. Çin Maliye Bakanlığı, ABD'den ithal edilen ham petrol, tarım ekipmanları ve bazı otomobillere yüzde 10, kömür ve LNG gibi ürünlere ise yüzde 15 ek vergi uygulanacağını duyurdu. Bu ek vergiler, 10 Şubat 2025 itibarıyla yürürlüğe girdi. Tüm bu gelişmelere bakıldığında, iki ülke arasındaki ticaret savaşının kısa vadede çözüme kavuşması oldukça zor gibi… Küresel ticaret dengeleri ve piyasa istikrarı bu gelişmelerden olumsuz yönde etkilenebilir. ABD-Çin arasında yaşanan ticaret savaşları, Türkiye açısından hem fırsatları hem de riskleri bünyesinde barındırıyor. Ekonomik politika ve stratejik hamleler, bu sürecin Türkiye lehine çevrilebilmesi açısından kritik öneme sahip. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşının derinleşmesi, Türkiye gibi ülkeler için yeni fırsatlar yaratabilir. Çin'den boşalan pazarlarda Türkiye'nin ihracatını artırma potansiyeli bulunuyor.


Türkiye için fırsatlar ve riskler var


ABD ve Çin birbirlerine koydukları ek vergiler nedeniyle bazı ürünleri farklı ülkelerden temin etmeye çalışabilir. Türkiye, bu durumda alternatif tedarikçi olarak öne çıkabilir. Çin, ABD pazarına olan ihracatında yaşadığı zorlukları telafi etmek için Avrupa ve gelişmekte olan pazarlara yönelirse, Türkiye’nin ihracatta rekabeti artabilir. Küresel ticaret savaşları, piyasalarda belirsizliğe yol açarak doların güçlenmesine neden olabilir. Türkiye gibi dış borcu yüksek ülkelerde bu, döviz kurlarının yükselmesine ve enflasyon baskısına yol açabilir. Yatırımcıların riskten kaçınması durumunda, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı olabilir ve Türkiye’nin finansmana erişimi zorlaşabilir. Ticaret savaşları küresel büyümeyi yavaşlatırsa, petrol ve doğal gaz fiyatları düşebilir. Türkiye, enerjide dışa bağımlı olduğu için bu durum cari açığa azaltıcı bir etki yapabilir. Ancak, küresel arz zincirlerinde yaşanan aksaklıklar, Türkiye’nin sanayi hammaddelerine erişimini zorlaştırabilir. ABD ve Çin arasındaki ekonomik gerilimler, Türkiye’nin her iki ülkeyle olan ilişkilerinde denge politikası izlemesini gerektirebilir. Türkiye, ABD-Çin rekabetinden faydalanarak hem ABD hem de Çin’den stratejik yatırımlar çekebilir.


Ticaret savaşlarının gelişimi


ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, 2018 yılında Donald Trump yönetiminin Çin'e yönelik yüksek gümrük tarifeleri uygulamasıyla başladı. Bu süreç, iki ülke arasında ekonomik ve siyasi gerilimlere yol açtı ve küresel ticaret üzerinde önemli etkiler yarattı. ABD, 2018 yılında Çin’den ithal edilen çelik ve alüminyuma gümrük vergisi koyarak süreci başlattı. Çin de karşılık olarak Amerikan ürünlerine ek vergiler getirdi. Bir yıl sonra iki ülke defalarca müzakerelere girdi ancak anlaşmazlıklar devam etti. ABD, Huawei gibi Çinli teknoloji şirketlerine yaptırımlar uyguladı. 2020 yılına gelindiğinde, pandemiyle birlikte gerginlikler daha da arttı. Ancak Ocak ayında Faz 1 anlaşması imzalanarak bazı tarifelerde indirim yapıldı. 2021-2024 yılları arasında Biden yönetimi, Çin’e yönelik tarifeleri büyük ölçüde korudu ve teknoloji kısıtlamalarını genişletti. Özellikle yarı iletkenler ve yapay zeka alanlarında Çin’in ilerlemesini sınırlamaya yönelik politikalar devam etti. Tüm bu gelişmeler sonucunda küresel tedarik zinciri bozuldu. Çin’den yapılan ithalatın azalması, tedarik zincirlerinde aksamalara neden oldu. ABD ve Çin’de tüketici fiyatları yükseldi. Şu anda iki ülke arasındaki gerilim devam ediyor ve gelecekte teknoloji, yapay zeka ve savunma sanayii gibi alanlarda daha büyük rekabetlerin yaşanması bekleniyor.