Ticari uyuşmazlıklarda sessiz devrim "Tahkim"

Ticari uyuşmazlıkların çözümünde hız, uzmanlık ve gizliliği bir arada sunan tahkim sistemi, iş dünyası tarafından her geçen gün daha fazla tercih ediliyor. İstanbul Tahkim Merkezi Yönetim Kurulu ve Divan Başkanı Prof. Dr. Ziya Akıncı, Türkiye'nin tahkim alanında geldiği noktayı ve İstanbul’u uluslararası bir tahkim üssü haline getirme vizyonlarını anlattı.

Ticari uyuşmazlıklarda hızlı, uzman ve gizli çözüm arayanlar için tahkim, geleneksel yargının ötesinde etkili bir alternatif sunuyor. Kısa sürede bağlayıcı kararlar, daha düşük maliyetler ve sektör uzmanı hakemlerle tahkim, iş dünyasının yeni tercihi haline geliyor.

Ticari hayatın doğası gereği, uyuşmazlıkların ortaya çıkması kaçınılmaz. Ancak günümüzde iş dünyası artık bu sorunları uzun yıllar süren yargı süreçlerine bırakmak istemiyor. Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları arasında öne çıkan tahkim, hız, uzmanlık, gizlilik ve esneklik gibi avantajlarıyla ticaretin ihtiyaç duyduğu çözüm yöntemlerinden biri haline gelmiş durumda.

Türkiye’nin bu alandaki en önemli kurumu olan İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), yalnızca ulusal değil, uluslararası uyuşmazlıklarda da hızla tercih edilen bir merkez olma yolunda ilerliyor. Merkezi’nin kuruluşundan bugüne olan yolculuğunu, tahkimin iş dünyası için sunduğu fırsatları ve Türkiye’nin tahkim alanındaki konumunu İstanbul Tahkim Merkezi Yönetim Kurulu ve Divan Başkanı Prof. Dr. Ziya Akıncı ile konuştuk.

Tahkim, özellikle ticari uyuşmazlıkların çözümünde giderek daha fazla tercih edilen bir yöntem haline geldi. Kısaca tahkim nedir?

Tahkim, tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği uyuşmazlıkların devletin resmi yargı organları yerine, kendileri tarafından belirlenen hakemlerce çözümlendiği bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Tahkim, adli yargıda olan dilekçe aşamasının ve duruşmanın da olduğu doğrudan yargısal bir faaliyettir. Tahkimde verilen hakem kararı tıpkı bir mahkeme kararı gibi bağlayıcıdır ve icra edilebilir niteliktedir. Bununla birlikte, tahkime gidilebilmesi için tarafların mutlaka bir tahkim sözleşmesi yapmaları ya da düzenledikleri sözleşmeye herhangi bir mahkeme ibaresi olmadan tahkim şartını eklemeleri gerekmektedir.

İş dünyası uyuşmazlık çözümünde neden tahkim yolunu tercih etmeli?

Aslında, tahkimin iş dünyasının ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan çok önemli özellikleri var. İş dünyası, başta para akışı olmak üzere neredeyse her aşamada hıza ihtiyaç duyar. Ticaret dinamiktir ve tahkim de bu ihtiyacı en iyi şekilde karşılayan yoldur. Tahkimde mahkemelere kıyasla çok daha kısa sürelerde sonuç alınabiliyor. Örneğin, başkanı olduğum İstanbul Tahkim Merkezi’nde normal tahkim usulünde altı ay, seri tahkim usulünde ise üç ay gibi bir süre içinde bağlayıcı kararınız size ulaşmış oluyor. Merkezimizde bugün, 5 milyon TL’nin altındaki uyuşmazlıklar üç ay içinde seri tahkimde çözümleniyor. 

Bir diğer önemli nokta, ülkemizde şirketlerimizin faaliyet gösterdiği birbirinden çeşitli sektörler var. Her sektörün ihtiyacı ve beklentisi de doğal olarak birbirinden farklı. Buna ek olarak, her sektörün kendine özgü hukuki düzenlemeleri ve teamülleri bulunuyor. Tahkimde de yargılamayı uyuşmazlık konusunda özel teknik ve sektörel bilgiye sahip hakemler yapar. Taraflar hakem seçerken hakemin o sektördeki bilgi birikimine bakar. İstanbul Tahkim Merkezi’nde de hakem atandığında bu nokta göz önünde bulundurulur.

Sistemin en önemli özelliği size göre nedir?

Tahkimin belki de en önemli özelliği, dosyanın gizli olması. Duruşmalar gizli, kararlar gizli, bu da taraflara ticari sırlarını ve itibarlarını koruma imkanı sağlıyor. 

Tahkimin tercih edilmesinin diğer birçok başka nedeni var. Bunların içinde tahkimde taraf iradelerinin çok daha ön planda olması ve mahkemelere kıyasla daha az formalite gerektiriyor olması da var. Mesela uyuşmazlığınızı çözerken kullanacağınız dili, tahkimin yerini taraflar kendi iradeleriyle belirleyebiliyor. Yani, İstanbul Tahkim Merkezi dediğimizde uyuşmazlık sadece İstanbul’da çözümleniyor gibi düşünmemek lazım. Örneğin Ankara’da, Konya’da, Gaziantep’te çözümlenen uyuşmazlıklar var. Yine İstanbul Tahkim Merkezi Sekretaryası İngilizce, Almanca, Fransızca gibi birçok dilde hizmet verebiliyor. Böylece tahkim dili konusunda da tarafların irade özgürlükleri Sekretarya tarafından da desteklenmiş oluyor.

Türkiye’de tahkimin gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Son yıllarda bu alanda ne gibi ilerlemeler kaydedildi?

Özellikle iş dünyasının alternatif çözüm yollarına olan ilgisinin artmasıyla tahkim, çok tercih edilen bir mekanizma haline geldi. Bu gelişmede İstanbul Tahkim Merkezi’nin kurulması da büyük bir etken. İstanbul Tahkim Merkezi’nin çok ciddi bir deneyimi var, kurulduğu andan itibaren sadece nitelikli tahkim hizmeti sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda tahkim kültürünün yerleşmesi için de yoğun bir farkındalık ve eğitim çalışması yürütüyor. Bugün Türkiye’de birbirinden değerli hakemlerimiz var, her biri kendi alanında bir duayen olma yolunda. Hakemlerimiz çok güzel kararlara imza atıyorlar.

Burada ayrıca Yargıtaya da değinmekte fayda var. Yargıtayımız çok tahkim dostu, ulusal ve uluslararası arenaya güven veren çok güzel kararlar veriyor. Bu da artık Türkiye’nin ve İstanbul Tahkim Merkezi’nin yalnızca ulusal tahkimlerde değil, uluslararası tahkimlerde de kabul görmesine ve kullanılmasına ortam hazırlıyor. 

Biraz da İstanbul Tahkim Merkezi’nden bahsedelim. İstanbul Tahkim Merkezi neden ve nasıl kuruldu?

İstanbul Tahkim Merkezi, 2015 yılında İstanbul Finans Merkezi projesinin bir parçası olarak 6570 sayılı Kanun ile kuruldu. Tahkimin ve diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının uygulanması ve yaygınlaşması için gerekli faaliyetlerin yürütülmesi amaçlandı. 

İstanbul Tahkim Merkezi’nin genel kurulunda TOBB, TBB, YÖK, TİM, Adalet Bakanlığı, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, SPK, Borsa İstanbul, BDDK, SPK, TESK ve TİSK var. Bu kurumlar çok değerli çünkü aslında bu yapı ile iş dünyası ve hukuk dünyası bir araya getiriliyor. Bu kurumlarımızın üzerine de tahkimin yaygınlaştırılması ve Türkiye’nin tahkim dünyasında yer edinmesi için çok büyük sorumluluklar düştü. 

Diyebilirsiniz ki, tahkim gizli değil mi? Kurumlar dosyalarımızı görüyor mu? Her kurum ve İstanbul Tahkim Merkezi’nin her organı, kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor. Kurumlarımız ve diğer organlarımız dosyalardan haberdar olmuyor, mahremiyet sözkonusu. Bu çok kıymetli.

İstanbul Tahkim Merkezi’nin hedefi ne? Şu ana kadar neleri başardınız?

İstanbul Tahkim Merkezi’nin hedefi, Türkiye’yi tahkimde ve diğer çözüm yöntemlerinde güven duyulan ve öncü bir ülke haline getirmek. Yargı faaliyeti ile tarafların aklında soru işareti bırakmamak ve verilen gerekçenin tatmin yaratması çok önemli. 

Peki, İstanbul Tahkim Merkezi bu hedef doğrultusunda nasıl bir yol izliyor?

İstanbul Tahkim Merkezi çok büyük başarılara imza attı. Dava sayısı bakımından Avrupa’nın üçüncü en büyük tahkim merkezi haline geldik. Türkiye’de tahkim farkındalığının artması için üniversiteler ve meslek kuruluşları da dahil birçok kurum ve kuruluşla iş birliği içinde çok fazla eğitim ve konferans düzenledik. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye’nin birçok şehrinden uyuşmazlıklar İstanbul Tahkim Merkezi’nde çözümleniyor. Yabancı taraflar da İstanbul Tahkim Merkezi’ni kolaylıkla kabul ediyor, uyuşmazlıklarını buraya getirmeye çok açıklar. Dünyanın dört bir yanından (ABD, Almanya, İngiltere, Polonya, Belçika, Çin, Senegal, Kırgızistan, Rusya, İran gibi) birçok ülkede kurulmuş şirket, uyuşmazlıklarını İstanbul Tahkim Merkezi’nde çözümlüyor. İstanbul Tahkim Merkezi’nin hem ülkemizde hem yurtdışında saygın bir merkez olması sadece bizim için değil, ülkemiz için de çok değerli bir başarı. 

Bu başarıda etkili olan en önemli faktörler neler?

Tabii burada Divanlarımızdaki isimlerin de katkısı büyük. Milli Divanımızda ben ve Genel Sekreterimiz ile birlikte hocaların hocası Prof. Dr. Ejder Yılmaz ve Prof. Dr. Celal Göle var. Milletlerarası Divanımızda ise bizden hariç tahkimin en büyük isimlerinden olan Gary Born, Dr. Hamid Gharavi ve Prof. Dr. Bernard Hanotiau bulunmakta olup bu isimlere rahatlıkla tahkimin Ronaldosu, Messisi diyebiliriz. 

Ayrıca, inovatif bir tahkim merkeziyiz. Teknolojik gelişmeleri takip ediyoruz, bu gelişmeleri tahkime uyarlamaya çalışıyoruz. Ayrıca, dünyada med-arb uygulamasını kurallaştıran ilk tahkim merkeziyiz. Bu gibi konularda öncü ve yaratıcı bir vizyonla hareket etmeyi seviyoruz. Bünyemizde birçok ihtisas komisyonu kurduk, onlar da tahkimin yaygınlaşmasına ve sektör ihtiyaçlarının karşılanmasına çok değerli katkılar sağlıyor. 

Yabancı uzmanların da olduğu Milletlerarası Divana sahip olmanızın nedeni yabancı dosyaların da olması mı?

Evet, İstanbul Tahkim Merkezi sadece iç uyuşmazlıkları çözmek için değil aynı zamanda uluslararası uyuşmazlıkları çözmek için de kurgulandı. Nitekim, Merkezimizde yabancı tarafların olduğu uyuşmazlıklar da çözümlenmektedir. Uluslararası dosyalarımızda ağırlıklı olarak taraflardan biri Türk diğeri yabancı olmakla birlikte, son iki yıldır her iki tarafın da yabancı olduğu başvurular gelmeye başladı. Bu durum, Türkiye’yi bölgede bir uyuşmazlık çözüm yeri yapma hedefimizin gerçekleşmesi yönünde yaptığımız çalışmalardan aldığımız ilk sonuçlar diyebiliriz.

İş dünyası İstanbul Tahkim Merkezi’nden nasıl faydalanacak?

Aslında gayet kolay, iş dünyasının sözleşmelerine “Bu sözleşmeden kaynaklanan veya bu sözleşmeyle ilişkili olan tüm uyuşmazlıklar, İstanbul Tahkim Merkezi Tahkim Kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözümlenecektir.” yazması yetiyor. Tabii sözleşmenin herhangi bir başka yerinde mahkeme ifadesi geçtiğinde sıkıntı olur, o nedenle mahkeme ifadesine yer vermemek gerekiyor. 

Az önce med-arb uygulamasını kurallaştıran ilk tahkim merkezi olduğunuzu söylediniz. Med-arb nasıl bir yöntem? Tercih edilmeli mi?

İstanbul Tahkim Merkezi olarak dünyada med-arb uygulamasını kurallarıyla birlikte sistemleştiren ilk tahkim merkezi olduk. Med-arb, adından da anlaşılacağı üzere, arabuluculuk (‘mediation’) ve tahkimi (‘arbitration’) birleştiren basamaklı (ya da aşamalı) bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Bu sistemde, önce taraflara dostane bir şekilde anlaşmaları için arabuluculuk imkanı tanınıyor, taraflar bu aşamada anlaşamazsa tahkim yargılamasına devam ediliyor ve bu şekilde nihai karar çıkıyor. Bu yöntem, maliyet ve zaman açısından fayda sağlayabiliyor taraflara. Med-arb kurallarımız ile birlikte tarafların anlaştığı birçok örnek gördük. Uzlaşı kültürü iş dünyası için çok önemli çünkü çalışmaya devam edeceğiniz kişilerle bazen dava aşamasına gelmek istemezsiniz. Bu nedenle, tercih edilmeli mi derseniz, kesinlikle evet. Tahkimde olduğu gibi burada da sözleşmenize uyuşmazlıkların İstanbul Tahkim Merkezi Med-Arb Kuralları uyarınca çözümleneceğini eklemek yeterli.

Bitirmeden önce vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Özellikle iş dünyasına ve hukuk camiasına şu mesajı vermek isterim: Uyuşmazlık çözümünde artık küresel standartlarda yerli bir alternatifimiz var. İstanbul Tahkim Merkezi, sadece bir yargılama kurumu değil, aynı zamanda Türkiye’nin rekabet gücünü artıran stratejik bir kurum. Tahkimin, alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının ve İstanbul Tahkim Merkezi’nin sahiplenilmesi ve değerlendirilmesi, ülkemizin yatırım ortamını da doğrudan olumlu etkileyecektir.

Prof. Dr. Ziya Akıncı kimdir?

İskenderun doğumluyum. Babamın Cumhuriyet Savcısı olması nedeniyle görev yaptığı yerlerde bulundum. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ankara Üniversitesi ve Exeter Üniversitesi’nde yüksek lisans, İstanbul Üniversitesi’nde doktora yaptım. Galatasaray Üniversitesi’nde Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı Başkanıyım, aynı zamanda Akıncı Hukuk Bürosu’nun kurucu ortağıyım. İstanbul Tahkim Merkezi’nin Yönetim Kurulu ve Divan Başkanı olarak görev yapıyorum. Daha önce ICC Divanı’nda da üyelik yaptım. Bugüne kadar birçok milletlerarası tahkim davasında hakem ve taraf vekili olarak görev aldım.