Fuarcılık sektörünün bugün büyük bir dönüşümden geçtiğini söyleyen Tüyap Fuarcılık Grubu İcra Kurulu Başkanı Zeynep Ünal Öztop, fuarların yalnızca tanıtım alanları değil; ticaret, ihracat ve bölgesel kalkınma için stratejik platformlar olduğunu vurguluyor. Özop, 46 yıllık deneyimiyle Tüyap’ın, KOBİ’lerin yeni pazarlara açılmasını destekleyen, sürdürülebilir ve dijital çözümler sunan fuarlarıyla ekonomiyi besleyen bir kalkınma aracı yarattığını ifade ediyor.
Türkiye fuarcılık sektörünün öncülerinden Tüyap, 46 yıllık deneyimiyle fuarları yalnızca bir organizasyon değil, ekonominin her alanını besleyen bir kalkınma aracı olarak konumlandırıyor. Tüyap Fuarcılık Grubu İcra Kurulu Başkanı Zeynep Ünal Öztop, 22–25 Ekim tarihlerinde 30. kez kapılarını açacak Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nda sürdürülebilir üretim, yeşil ambalaj ve geri dönüşüm odaklı çözümlerle hem yerli üreticilerin hem de uluslararası katılımcıların buluşacağını söylüyor. KOBİ’lerin yeni pazarlara açılmasında fuarların kritik rolüne dikkat çeken Öztop, “Fuarlar bugün için değil, yarın için yatırım alanlarıdır” diyerek sektörün geleceğine dair net bir mesaj veriyor. Zeynep Ünal Ötop ile başta fuarcılık sektörüne ve Avrasya Ambalaj Fuarı’nı konuştuk.
TÜYAP, Türkiye fuarcılık sektörünün öncülerinden biri. Kurum olarak fuarcılığı sadece bir organizasyon faaliyeti değil, aynı zamanda bir kalkınma aracı olarak gördüğünüzü biliyoruz. Sizce günümüzde fuarcılık sektörü nasıl bir dönüşüm yaşıyor?
Biz Tüyap Fuarcılık Grubu olarak, fuarcılığı her zaman bir kalkınma aracı olarak gördük. Çünkü biliyoruz ki; bir fuar kurulduğunda sadece o alandaki firmalar değil, aynı zamanda çevresindeki otellerden restoranlara, ulaşımdan yerel üreticiye kadar geniş bir ekosistem harekete geçiyor. Yani ekonomik canlılık yaratıyor.
Fuarcılık sektörü bugün büyük bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümün merkezinde dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve küresel erişim var. MyTüyap gibi dijital platformlarımızla biz de bu dönüşümün parçasıyız. Katılımcılarımız artık sadece stant açmakla yetinmiyor; potansiyel müşterileriyle fuar öncesi dijital olarak tanışmak, eşleşmek ve görüşmek istiyor. Aynı zamanda çevreye duyarlı çözümler talep ediyor. Bu doğrultuda Tüyap Fuar ve Kongre Merkezimiz Türkiye’nin I-REC sertifikalı fuar alanı oldu; elektrik ihtiyacımızı yüzde 100 yenilenebilir kaynaklardan karşılıyoruz.
Bir başka dönüşüm ise fuarların çok daha hedef odaklı hale gelmesi. Alım heyetleriyle çalışıyor, katılımcılarımızı gerçekten iş birliği kurabilecekleri kişilerle buluşturuyoruz. Bu da fuarın yalnızca sergileme değil, aktif bir ticaret platformu olarak görülmesini sağlıyor.
Türkiye’de fuarcılık sektörünün mevcut potansiyelini ve gelişim alanlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yasal düzenlemeler, destek mekanizmaları ve sektörel bilinç düzeyi açısından neler eksik?
Tüyap olarak 46 yıldır bu potansiyelin içindeyiz ve her fuarda bir kez daha görüyoruz ki Türkiye, doğru stratejilerle çok daha fazlasını yapabilecek bir altyapıya sahip. Ancak bu potansiyeli tam anlamıyla ortaya çıkarabilmemiz için bazı yapısal gelişim alanlarına ihtiyacımız var. Öncelikle sektörümüzün yasal bir çerçeveye kavuşturulması gerektiğine inanıyorum. Fuarcılıkla ilgili net tanımların, standartların ve yetkilendirmelerin yer aldığı özel bir düzenleme eksikliği hissediliyor. Bu durum hem yerli hem de yabancı paydaşlar için belirsizlik yaratabiliyor. Sektörün ortak bir dili konuşması, kuralların netleşmesi ve şeffaf rekabet ortamının sağlanması, fuarcılığın itibarını da artıracaktır.
Destek mekanizmaları konusunda da yapılacak çok şey var. Özellikle KOBİ’lerin fuarlara katılımını kolaylaştıracak, uluslararası pazarlara açılmalarını teşvik edecek sürdürülebilir ve erişilebilir destek sistemlerine ihtiyaç duyuyoruz. Devlet destekleri şu anda var ama daha sadeleştirilmiş, daha hızlı işleyen ve sektörel ihtiyaçlara duyarlı hale getirilmiş bir yapıya dönüştürülmesi gerekiyor.
Sektörel bilinç düzeyinde ise olumlu bir gelişimden söz edebilirim. Firmalar artık fuarları sadece bir tanıtım alanı değil, ciddi bir yatırım olarak görüyor. Fakat yine de özellikle hayat döngülerinin başında, fuar ve ihracat deneyimleri kısıtlı küçük ve orta ölçekli üreticilerimizin fuarların sunduğu fırsatlar konusunda bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi ve yapısal teşvikler ile desteklenmesi gerekiyor.
22-25 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek olan Avrasya Ambalaj Fuarı bu yıl hangi yeniliklerle öne çıkacak? Ziyaretçi ve katılımcı profili açısından ne gibi hedefleriniz var?
Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, bu yıl da bölgesinin en kapsamlı ve en etkili ticaret platformu olarak dikkat çekiyor. 22-25 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek fuarımızda, ambalajdan gıda işleme makinelerine, baskı teknolojilerinden geri dönüşüm çözümlerine kadar sektörün tüm bileşenleri en yeni ve sürdürülebilir çözümleriyle bir araya gelecek. Bu yıl özellikle sürdürülebilir üretim ve ambalaj geri dönüşümü gibi konulara odaklanan katılımcılarımız sayesinde ziyaretçilerimize daha vizyoner bir deneyim sunmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Orta Doğu, Kafkaslar ve Afrika başta olmak üzere çok sayıda ülkeden sektör profesyonelini ağırlayacağımız fuarımızda, katılımcılarımız karar vericilerle doğrudan temas kurma, ticaret hacimlerini büyütme ve markalarına değer katma fırsatı bulacaklar. En önemlisi hem iş birliği yaptığımız Ambalaj Sanayicileri Derneği hem de bizim için bu yıl en önemli kıvanç kaynağımız ise Avrasya Ambalaj Fuarımızın 30’uncu yılını kutlamak olacak. Her geçen yıl sınırlarını aşan fuarımızın 30 yılı başarıyla devirdiğine şahitlik etmek bizim için önemli bir eşik noktası.
Ambalaj sektörü hem ihracat hem de sürdürülebilirlik açısından kritik önemde. Fuar kapsamında bu temalara nasıl yer veriliyor? Yeşil ambalaj, geri dönüşüm gibi konular nasıl ele alınıyor?
Ambalaj sektörü hem ihracata doğrudan katkısı hem de sürdürülebilirlik vizyonuyla bugün çok daha stratejik bir konumda. Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nda bu yıl da çevre dostu üretim teknolojileri, yeşil ambalaj çözümleri ve geri dönüşüm sistemleri odağımızda olacak. Sektördeki yenilikçi firmalar, geri dönüştürülebilir malzemelerden ambalaj üretimi, düşük karbon ayak izi bırakan makineler ve döngüsel ekonomi prensipleriyle geliştirilmiş çözümlerini fuar ziyaretçileriyle buluşturacak. Tüyap’ın sürdürülebilirlik yaklaşımıyla paralel olarak, fuar boyunca çevresel etkileri azaltan uygulamalara ve farkındalık yaratan içeriklere yer vermeye büyük özen gösteriyoruz. Böylece sektörümüzü hem ticari hem de çevresel anlamda daha güçlü ve bilinçli bir geleceğe taşımayı hedefliyoruz.
Sizce fuarlar sadece ürün ve hizmet tanıtım alanları mı, yoksa sanayi ekosistemini besleyen stratejik platformlar mı? Bu soruya TÜYAP’ın deneyimiyle nasıl cevap verirsiniz?
Tüyap olarak 46 yıldır fuarların, sanayinin dinamosu olduğuna tanıklık ediyoruz. Her bir fuar, o sektörün bilgi, teknoloji ve insan kaynağının buluştuğu; ticaretin ötesinde iş birliklerinin, inovasyonun ve hatta kültürel etkileşimin filizlendiği stratejik bir platformdur. Katılımcılarımız fuarlarımız sayesinde yalnızca yeni müşterilerle tanışmıyor; tedarikçilerle bağ kuruyor, yeni pazarlara açılıyor, Ar-Ge ve tasarım süreçlerine dair ilham alıyor.
KOBİ’lerin, özellikle de üretim odaklı işletmelerin fuarlardan elde ettiği kazanımları nasıl gözlemliyorsunuz? Fuarlar KOBİ'ler için bir kaldıraç işlevi görüyor mu?
Kesinlikle, fuarlar KOBİ’ler için güçlü birer kaldıraç etkisi yaratıyor. Tüyap olarak düzenlediğimiz her fuarda, özellikle üretim odaklı küçük ve orta ölçekli işletmelerin nasıl büyük adımlar attığını birebir gözlemliyoruz. KOBİ’ler için fuar, yalnızca ürünlerini sergileme fırsatı değil; aynı zamanda yeni pazarlara açılma, doğru alıcılarla doğrudan temas kurma, markalarını görünür kılma ve hatta bazen ilk ihracatlarını gerçekleştirme zemini oluyor.
Tüm fuarlarımızda yerel üreticilerin fuarlar aracılığıyla uluslararası alıcılarla tanışarak ihracat ağlarını yapılandırdıklarını görüyoruz. KOBİ’lerin ilk katıldıkları fuarların yurt içinde uluslararası bilinirliğe sahip fuarlar olduğunu gözlemliyoruz. Sonrasında yurt içi fuarlardan edindikleri tecrübe ile yurt dışı fuarlara katılma konusunda cesaret bulabiliyorlar ve ihracat ağlarını yıllar içinde fuarlar aracılığıyla genişletiyorlar.
Fuarların uluslararasılaşma, markalaşma ve teknolojik dönüşüm süreçlerine katkısı sizce yeterince takdir ediliyor mu? Özellikle kamu ve sektör temsilcilerinden bu alanda beklentileriniz nelerdir?
Fuarların uluslararasılaşma, markalaşma ve teknolojik dönüşüm süreçlerindeki rolü maalesef hâlâ gerektiği kadar takdir edilmiyor. Oysa biz Tüyap olarak şunu çok net görüyoruz: Bir fuar, firmaların sadece ürünlerini değil; vizyonlarını, üretim kabiliyetlerini ve teknolojiye bakış açılarını dünyaya anlatabildikleri eşsiz bir platform. Uluslararasılaşmanın temeli, güvenilir bir vitrinle başlar. Fuarlar da işte tam olarak bu vitrini sağlar. Yerli firmalar yabancı alıcılarla ilk yüz yüze temaslarını bu alanlarda gerçekleştiriyor, markalaşma yolculuklarının temellerini burada atıyor.
Ancak tüm bu katkının sürdürülebilir olabilmesi için daha fazla stratejik destek gerekiyor. Özellikle kamunun, fuarcılığı bir teşvik alanı olarak görmesi çok önemli. KOBİ’lere daha hızlı ve hedefe yönelik destekler sunulması, fuarlara katılımın sadece mali değil aynı zamanda operasyonel olarak da kolaylaştırılması, bu sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.
Sektör temsilcilerinden ise beklentimiz; fuarları sadece “katılınması gereken bir etkinlik” değil, stratejik planlamanın ayrılmaz bir parçası olarak görmeleri. Hep söylüyorum: Fuarlar sadece bugün için değil, yarın için yatırım alanlarıdır. Bu bilincin kamu, özel sektör ve tüm paydaşlar arasında daha da yaygınlaşması en büyük temennimiz.
Bölgesel kalkınma açısından da fuarların önemli bir rolü var. Yerel üreticilerin, Anadolu’daki sanayicilerin bu organizasyonlara daha aktif katılımı için ne gibi çalışmalar yapılmalı?
Bölgesel kalkınmanın sürdürülebilirliği için yerel üreticilerin ulusal ve uluslararası pazarlara açılması kritik önemde. Fuarlar da bu açılımın en etkili yollarından biri. Biz Tüyap olarak Anadolu’nun dört bir yanında, Konya’dan Samsun’a, Gaziantep’ten Eskişehir’e kadar birçok şehirde düzenlediğimiz fuarlarla yerel üreticilerin sesini dünyaya duyurmalarına aracı oluyoruz.
Ancak bu potansiyeli daha da büyütebilmek için, yerel üreticilerin fuarlara katılımını destekleyen daha güçlü mekanizmalara ihtiyaç var. Öncelikle kamunun, özellikle kalkınma ajansları ve yerel yönetimlerin bu sürece daha aktif şekilde dahil olması gerekiyor. Ulaşım, konaklama, stant desteği gibi konularda üreticilerin yükünü hafifletecek teşvikler büyük fark yaratır. Aynı şekilde, sanayi ve ticaret odalarının bölge firmalarını bu organizasyonlara hazırlayan bilgilendirici programlar düzenlemesi de çok kıymetli.
Bununla birlikte, sadece fiziksel katılım değil, bilinçli ve verimli katılım da önemli. Yerel üreticilerin fuarlardan maksimum verimi alabilmesi için öncesinde hedef pazar analizi yapmalarına, fuar süresince doğru tanıtım dili kullanmalarına ve sonrasında iş takibi yapmalarına destek verecek eğitim modelleri kurgulanmalı. Biz Tüyap olarak bu konuda temsilcilerimiz aracılığıyla hem bilgilendirme hem de eşleştirme hizmetleri sunarak onların yanında olmaya gayret ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki güçlü bir ekonomi, yerelden yükselir.
Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?
Biz 46 yıldır yalnızca fuarlar düzenlemiyoruz; aynı zamanda üretimin, ticaretin, kalkınmanın ve iş birliğinin izini süren bir yolculuğa rehberlik ediyoruz. Bugün geldiğimiz noktada çok net bir tablo var: Fuarlar artık sadece bir etkinlik değil, geleceği şekillendiren stratejik buluşma alanları. Hem yerli üreticilerin dünyaya açılmasında hem de küresel firmaların Türkiye pazarına güvenle adım atmasında kritik bir rol üstleniyoruz.
Bu başarıda en büyük pay, bizimle birlikte yol alan katılımcı firmalarımıza, ziyaretçilerimize, çözüm ortaklarımıza ve emeği geçen tüm paydaşlarımıza ait. Önümüzdeki dönemde de bu güvene layık olmak için dijitalleşmeden sürdürülebilirliğe, bölgesel kalkınmadan küresel pazarlara erişime kadar her alanda çalışmalarımızı daha da büyüteceğiz.
Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı 30’uncu kez kapılarını açıyor
Zeynep Ünal Öztop, bu yıl 30’uncu kez düzenlenecek olan Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nın, sektörün sürdürülebilir üretim ve yeşil ambalaj çözümlerine odaklanan en kapsamlı platformu olmaya devam ettiğini söyledi. 22–25 Ekim tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek fuarda ambalajdan gıda işleme makinelerine, baskı teknolojilerinden geri dönüşüm çözümlerine kadar tüm sektör bileşenleri bir araya geleceğini belirten Öztop, “Katılımcılarımız karar vericilerle doğrudan temas kurma, ticaret hacimlerini büyütme ve KOBİ’lerin yeni pazarlara açılmasını destekleyen sürdürülebilir çözümlerimizi deneyimleme fırsatı bulacak” diye konuştu.