ChatGBT’yi ve yapay zekayı Zafer Danyıldız’a sorduk

İnsan zekasına benzer şekilde düşünme, öğrenme, sorun çözme ve karar verme becerileri sunan yapay zeka, teknolojinin hızla geliştiği günümüzde artık hayatımızın her alanına nüfus ediyor. Önümüzdeki yıllarda insan yaşamının pek çok alanına daha da entegre olması beklenen yapay zekayı, yapay zeka teknolojisi ChatGBT’yi kullanarak, Global Pozitif Teknolojiler Genel Müdürü Zafer Danyıldız'a sorduk. Aynı zamanda PLASFED Dergi’nin Yayın Kurulu Üyesi de olan Danyıldız, yapay zekanın insanlık için büyük bir fırsat olduğunu söyleyerek, “Yapay zeka çağına hoş geldiniz” dedi.

Yapay zekanın insanlık için büyük fırsatlar sunan önemli bir teknoloji olduğunu söyleyen Global Pozitif Teknolojiler Genel Müdürü Zafer Danyıldız, “Fırsatları değerlendirmek ve yapay zekanın sunduğu imkanlardan en iyi şekilde faydalanmak için, bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmeli ve kendimizi sürekli geliştirmeliyiz” dedi.

Yerel gelişmelerden uzay alanındaki tüm teknolojik gelişmelere kadar her şeyi büyük bir ilgiyle takip ettiğini belirten Danyıldız, yapay zeka gelişimine şahitlik etmenin kendisi için heyecan verici olduğunu ifade etti. Global Pozitif Teknolojiler AŞ olarak, tüm bu gelişime katkıda bulunmak için sürekli çalıştıklarını anlatan Danyıldız, sektörel bazda yapay zeka modellerini eğittiklerini ve bunu başta e-ticaret ve CRM yazılımları olmak üzere farklı alanlara entegre ettiklerini bildirdi.

 

Zafer Danyıldız ile ChatGBT’yi kullanarak yapay zekanın insanlık için sunduğu fırsatları ve riskleri PLASFED Dergi için konuştuk…

Öncelikle bize yapay zeka ne olduğunu söyler misiniz?

Yapay zeka, bilgisayarların ve makinelerin, insan zekasına benzer şekilde düşünme, öğrenme, sorun çözme ve karar verme becerileri sergilemesini sağlayan bir mühendislik ve bilim dalıdır. Basitçe ifade etmek gerekirse, yapay zeka bir bilgisayara “insan gibi düşünme” ya da “insan davranışlarını taklit etme” yeteneği kazandırma sürecidir.

Yapay zekayı kim icat etti, ne zamandan beri yapay zekayı konuşuyoruz?

Yapay zekanın modern anlamda temellerini atan kişilerin başında İngiliz matematikçi Alan Turing ve Amerikalı bilgisayar bilimci John McCarthy gelir. Alan Turing, 1950’lerde yaptığı çalışmalarla bir makinenin düşünebilme ihtimalini tartışarak, “Makine Zekâsı” kavramını bilim dünyasının gündemine taşıdı. John McCarthy ise 1956 yılında düzenlediği Dartmouth Konferansı’nda “Yapay Zeka” terimini ilk kez ortaya attı ve bu konferans, yapay zekanın bağımsız bir bilim dalı olarak görülmeye başlanmasının başlangıç noktası olarak kabul edilir.

Yapay zekanın insanlığa katkısı nedir?

Yapay zekanın (YZ) insanlığa katkısı oldukça geniş kapsamlı ve derindir. Örneğin sağlık alanında, hastalıkları önceden tespit edebilen ve kişiselleştirilmiş tedaviler sunabilen akıllı sistemler sayesinde daha etkin ve hızlı tedavi süreçleri mümkün hale geldi. Eğitimde ise YZ, her öğrencinin bireysel öğrenme hızına ve stiline göre özelleştirilmiş içerikler sunarak öğrenmeyi kolaylaştırır, öğretmenlerin de öğrencilere daha fazla rehberlik edebilmesine imkan tanır.

Üretim ve endüstri sektörlerinde, robotik otomasyon ve yapay zeka destekli yönetim sistemleri verimliliği artırıp, insanları tekrarlayan ve fiziksel olarak zorlayıcı işlerden kurtararak yaratıcı ve katma değeri yüksek alanlara odaklanma fırsatı sunar.

Peki gelecek vizyonu çizebilir misiniz?
Yapay zekanın önümüzdeki yıllarda insan yaşamının pek çok alanına daha da entegre olması bekleniyor. Örneğin, karmaşık veri analizi gerektiren alanlarda yapay zekanın hız ve doğruluk avantajıyla çok daha büyük ilerlemeler kaydedilebilir. Yapay zeka, bilimsel araştırmalarda katlanarak artan veri miktarını inceleyerek yeni keşiflerin önünü açabilir.

Ayrıca, eğitim ve iş dünyasındaki dönüşümlerle daha esnek, uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yaygınlaşacak; yeni meslekler, rol tanımları ortaya çıkacak. Diğer yandan yapay zeka akıllı evler, akıllı şehirler, akıllı fabrikalar gibi yeni teknolojilerin gelişmesinde kilit bir rol oynayacak.

Yapay zekanın olumlu etkileri olduğu kadar olumsuz etkileri de bulunuyor. Gelecekte yapay zeka bize ne gibi sorunlar getirebilir?

Otomasyon, pek çok mesleği yok edebilir ya da dönüştürebilir. Bu durum çalışanları yeni beceriler edinmeye, farklı sektörlere yönelmeye zorlayabilir ve kısa vadede işsizlik ve sosyal gerginliklere neden olabilir. Yapay zeka uygulamalarında geniş veri kullanımı, siber saldırı ve veri sızıntısı riskini artırır. Kişisel bilgilerin korunması giderek zorlaşabilir, yapay zeka destekli saldırı yöntemleri de daha etkili hale gelebilir.

Yapay zeka, eğitildiği veri setlerindeki önyargıları kopyalayarak karar mekanizmalarında haksızlıklara neden olabilir. Örneğin işe alım, kredi onayı veya adli sistemlerde ayrımcılık artabilir. Özellikle derin öğrenme sistemlerinin “kara kutu” niteliği, kararların nasıl alındığını anlamayı ve denetlemeyi güçleştirir. Bu durum, hukuki ve demokratik süreçlerde zorluklara yol açabilir.

Yapay zeka teknolojileri, birçok sektörde kullanılarak insan hayatını kolaylaştırma ve yeni teknolojilerin geliştirilmesine katkı sağlama potansiyeline sahip. Ancak yapay zeka teknolojisiyle ilgili bazı endişeler ve riskler de bulunuyor. Mevcut risklere karşı nasıl önlem almamız gerekiyor, belirtir misiniz?

Yapay zeka, birçok sektörü dönüştürme potansiyeline sahip olsa da beraberinde getirdiği risklere karşı önlem almak şart. Öncelikle verilerin güvenliği ve anonimliği sağlanmalı, güçlü siber güvenlik önlemleri alınmalı. Büyük veri toplayan şirketler, sorumlu veri işleme ilkelerine uyacak şekilde denetlenmeli.

Veri setleri yanlılık içermemeli, eksik veya hatalı veriler temizlenmeli. Düzenli denetim ve testlerle potansiyel ayrımcılık tespit edilmeli, gerekirse insan denetimi devreye girmeli.

Yapay zeka modellerinin karar süreçlerini izah edebilen yöntemler geliştirilmeli. Karar vericiler ve kullanıcılar, hangi verilerin kullanıldığını ve hata paylarını görebilmeli. Toplumun her kesimi yapay zeka teknolojileriyle ilgili temel bilgiye sahip olmalı. Şirket içi eğitimler, üniversite müfredatları ve sivil toplum etkinlikleriyle farkındalık artırılmalı. Yapay zeka hızla geliştiği için kurallar ve önlemler sürekli gözden geçirilmeli, güncellenmeli. Hem kamu hem de özel sektör, teknolojideki yenilikleri takip ederek yasal ve etik düzenlemeleri iyileştirmeli.

Türkiye'nin yapay zeka pazarından aldığı pay ne kadar? Pazarın dünyadaki büyüklüğü nedir?

Türkiye'nin yapay zeka pazarından aldığı pay 2023 yılı itibariyle yaklaşık 600 milyon dolar olarak belirlendi. Bu pazarda en büyük paya sahip şehir İstanbul olup, İstanbul'da yapay zeka kullanımının en yaygın olduğu sektörler finans, otomotiv ve sağlık olarak öne çıkıyor.

Küresel ölçekte ise yapay zeka pazarının büyüklüğü 2024 yılında 1.5 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu büyüklük, teknolojinin hızla gelişmesi ve çeşitli sektörlerde yaygın olarak uygulanması ile bağlantılı olarak sürekli artış gösteriyor. 2030 yılına kadar dünya çapında 16 trilyon dolarlık bir pazar oluşturacağı öngörülen yapay zeka teknolojileri, ekonomik değer yaratmanın yanı sıra sosyal ve endüstriyel dönüşümlerde de kritik rol oynuyor. Bu bağlamda, yapay zeka teknolojilerinin sunduğu fırsatları değerlendirmek ve inovasyonu desteklemek, hem ülkemizin hem de dünya ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi açısından büyük önem taşıyor.

Teknolojik bir sektör olan plastik sektörüne yapay zekanın katkısı ne olabilir?

Yapay zeka, plastik sektöründe çeşitli şekillerde önemli katkılarda bulunabilir. Görüntü işleme ve sensör teknolojileriyle hatalı üretim anında tespit edilir, maliyet ve zaman kaybı azalır. Makine öğrenmesi, üretim süreçlerini analiz ederek enerji, hammadde ve süre bakımından en verimli parametreleri belirler. Sensör verilerini analiz edip makinelerin bakım ihtiyacını öngörerek arıza ve duruş sürelerini azaltır.

Farklı plastik türlerini ayırt eden görüntü tanıma teknolojileriyle geri dönüşüm verimliliği artar. Malzeme verileri analiz edilerek çevresel etkisi daha düşük plastik türleri geliştirilebilir. Mevcut tasarımları inceleyip performansı yükselten, maliyeti düşüren yeni tasarımlar önerebilir. Stok yönetimi, talep tahmini ve lojistik süreçlerinde verimliliği artırarak hammadde tedarikinden dağıtıma kadar optimizasyon sağlar.

Çalışma ortamını analiz ederek iş güvenliği risklerini önceden tespit eder; kaza senaryolarını simüle eder. Müşteri tercihleri ve pazar eğilimleri analiz edilerek etkili pazarlama stratejileri oluşturulur. Yapay zeka, plastik sektöründe üretimden geri dönüşüme ve pazarlamaya kadar tüm süreçleri daha verimli, sürdürülebilir ve yenilikçi kılma potansiyeli taşır.

PLASTİK SEKTÖRÜNÜN PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ 1 TRİLYON DOLAR OLACAK

Plastik sektörü 10 yıl sonra nerede olacak? Sektörün büyüklüğü ne olacak? Sektörün genel bir analizini yapar mısınız?

Plastik sektörünün gelecekteki durumunu değerlendirirken, mevcut trendler, teknolojik gelişmeler, çevresel ve ekonomik faktörler göz önünde bulundurulmalı. Küresel plastik pazarının 10 yıl içinde 1 trilyon doların üzerine çıkması öngörülüyor. Türkiye, Avrupa’nın ikinci, dünyanın altıncı büyük üreticisi olarak payını artırabilir. Son 10 yılda ortalama yüzde 10 büyüme gösteren sektörde ihracat ve ekonomik katkı daha da artacak.

Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik giderek önem kazanıyor. 3D baskı gibi teknolojiler sayesinde daha karmaşık ve özelleştirilmiş ürünler üretmek mümkün olacak. Karbon ayak izini düşüren, geri dönüşümü öne çıkaran uygulamalar rekabet avantajı sağlayacak.

Çevre yönetmelikleri ve tüketici bilincinin artması, tek kullanımlık plastikleri azaltacak yeni iş modellerini zorunlu kılacak. Küresel rekabette başarılı olmak için teknoloji ve kalite yatırımları kritik hale gelecek.

2030’larla birlikte sektörün hacmi 1 trilyon dolara yaklaşırken, “sorumlu üretim”, “yenilikçi ürünler” ve “esneklik” kavramları öne çıkacak. Yapay zeka ve robotik gibi teknolojilerle verimlilik artarken, çevresel ve sosyal sorumluluk yatırımları sektörde sürdürülebilirliği belirleyen en önemli faktör olacak.