Plastik sektöründe sürdürülebilir büyümenin yolu, nitelikli insan kaynağından geçiyor. Eğitim programlarının güncellenmesi, 2026’da rekabet gücünü belirleyecek en önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Mehmet Hakan ATALAY
Başkent Plastik Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BAPSİD)
Yönetim Kurulu Başkanı
Geride bırakmaya hazırlandığımız 2025 yılı, plastik sektörümüz açısından hem fırsatların hem de zorlukların iç içe geçtiği bir dönem oldu. Küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar, enerji maliyetlerindeki artış ve hammadde teminindeki sıkıntılar sektörümüzü doğrudan etkiledi. Buna karşın Türk plastik sanayisi, üretim kapasitesi ve ihracat performansını korumayı başardı. Özellikle katma değeri yüksek ürünlere yönelen firmalar, uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konum elde etti.
2026 yılına girerken beklentilerimiz, üretim ve ihracatta istikrarlı bir büyümenin devam etmesi yönünde. Ancak bu büyümenin sürdürülebilir olması, yalnızca finansal göstergelere değil; insan kaynağının niteliğine ve teknolojik dönüşüme bağlı. Bu noktada, sektörün en temel sorunlarından biri olan yetişmiş eleman eksikliği önümüzdeki dönemde de önemini koruyacak gibi görünüyor.
YETİŞMİŞ ELEMAN SORUNU: DERİNLEŞEN BİR YAPISAL PROBLEM
Plastik sektöründe yetişmiş eleman sorunu, birçok işletme için önemli bir zorluk teşkil ediyor. Bu sorun, teknolojik gelişmeler, hammadde çeşitliliği ve üretim süreçlerinin karmaşıklığıyla daha da belirgin hale geliyor.
Plastik sektöründe çalışacak nitelikli elemanların sayısı genellikle yetersiz. Teknik okullar ve üniversiteler, plastik teknolojisi veya mühendisliği gibi spesifik alanlarda yeterince eğitim programı sunmuyor. Bu durum, sektörde aranan becerilere sahip iş gücünün azalmasına neden oluyor. Üstelik sektör sürekli olarak yeni teknolojiler ve üretim yöntemleriyle evriliyor. Bu değişim, mevcut çalışanların yeni beceriler edinmesini zorunlu kılıyor. Ancak eğitim sistemleri bu yeniliklere hızlı bir şekilde adapte olamıyor.
MESLEKİ EĞİTİMDE ÖĞRETMENLERİN ROLÜ
Sektörde kalıcı bir çözüm için yalnızca öğrencilerin değil, mesleki eğitim veren öğretmenlerin de çağın gereklerine uygun biçimde donatılması gerekiyor. Bugün birçok meslek lisesinde görev yapan öğretmenler, hızla gelişen üretim teknolojilerini ve yeni malzeme bilgilerini takip etmekte güçlük çekiyor. Bu nedenle öğretmenlerin sanayi kuruluşlarında uygulamalı stajlar yapması, sektörel seminerlere katılması ve güncel teknolojilerle birebir temas kurması son derece önemli.
Sanayinin ihtiyaçlarını bilen, güncel üretim süreçlerine hakim eğitmenler, öğrencilerin becerilerini geliştirmede kilit rol oynayacaktır. Bu sayede eğitimle üretim arasındaki kopukluk giderilebilir ve gençler sektöre daha hazır biçimde adım atabilir.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE YOL HARİTASI
Eğitim kurumlarının sektörle daha güçlü iş birliği yaparak müfredatlarını güncellemesi, uygulamalı eğitim olanaklarını artırması gereklidir. İşverenlerin, mevcut çalışanlarını sürekli eğitim programlarıyla desteklemesi, yeni teknolojilere adapte olmalarını kolaylaştıracaktır. Ayrıca sektörün, çevre dostu uygulamalar ve yenilikçi projelerle daha cazip hale getirilmesi, gençlerin ilgisini yeniden çekebilir.
BAPSİD olarak bizler de bu sürecin bir paydaşı olarak, üniversiteler, meslek liseleri ve sanayi kuruluşları arasında köprü kurmayı önemsiyoruz. Sanayiye yönelen gençler için sadece istihdam değil, aynı zamanda bir gelecek vizyonu oluşturmak zorundayız.
ÖĞRETMENLERİN BİLGİ BİRİKİMİ GÜÇLENDİRİLMELİ
Plastik sektöründe yetişmiş eleman sorunu hem eğitim kurumlarının hem de işverenlerin birlikte çalışması gereken karmaşık bir meseledir. Bu sorunun çözümü, sadece bugünün üretim kapasitesini değil, yarının rekabet gücünü de belirleyecektir. Eğitim sisteminin yenilenmesi, öğretmenlerin bilgi birikiminin güçlendirilmesi ve sektörün gençler nezdinde yeniden konumlandırılması, 2026 ve sonrasında sürdürülebilir büyümenin anahtarı olacaktır.