Ekonomik sıkıntılarını yeni yıla devreden Türkiye, makro dengesinde yaşanan istikrarsızlığı ihracatla aşmaya çalışıyor. Avrupa’nın en fazla büyüyen iki ülkesinden biri olan Türkiye, enflasyonda ve faizlerde nispi oranda da olsa gerileme kaydediyor. Ancak sanayide büyüme oranları gerilerken, özellikle imalat sanayisindeki düşüş dikkat çekiyor. Sanayicinin sorunlarının çözülmesi için biran evvel karar vericilerin harekete geçmesi, Türk sanayicisi açısından hayati önem taşıyor. İmalat sanayisindeki daralma ve yüksek enflasyon, ekonomik istikrar için dikkatle izlenmesi gereken alanlar olarak öne çıkıyor.
Türkiye ekonomisi 2024 yılında önemli gelişmeler yaşayarak, çeşitli ekonomik göstergelerde dikkate değer değişimler kaydetti. Özellikle jeopolitik belirsizliklerin etkisiyle makro dengesinde istikrarsızlığa uğrayan Türkiye ekonomisi, bu sıkıntılarını ihracatla aşmaya çalıştı. 2024 yılı Ocak-Aralık döneminde 262 milyar dolar ihracat gerçekleştiren ülkemiz, yeni bir rekora imza atmanın gururunu yaşadı. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, en fazla ihracat yapan ikinci sektör 30,8 milyar dolarla kimya oldu. Kimyevi maddeler ve mamulleri ürün grupları içinde en büyük destek ise plastikler ve mamullerinden geldi. Verilere göre, sektörün toplam 12 aylık ihracat rakamı yaklaşık 9,5 milyar dolar olarak kayıtlara geçit.
Sektör, 2024 yılında toplam kimyevi maddeler içinde yüzde 30 payla birinci ihracatçı konumunu korudu. TÜİK verilerine göre plastik mamul ihracatı, 2024 yılında 7 milyar dolar, hammadde ihracatı 2.6 milyar dolar oldu. Sektörün mamul ithalatı ise 2024 yılında 3.5 milyar dolar, hammadde ithalatı 11.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Tüm bu veriler gösteriyor ki bozulan makro dengesizler ihracattaki artışla giderilebiliyor. Türkiye ekonomisinin güçlenmesi için ihracatçının önünün açılması hayati önem taşıyor. Ekonomiyi soğutmadan enflasyonla etkili mücadelenin tek yolu ihracattan geçiyor. Türkiye ihracatının desteklenmesi ve bu konudaki tüm enstrümanların devreye alınması gerekiyor.
Türkiye yüzde 3,2 büyüdü
Türkiye ekonomisi 2024 yılında yüzde 3,2 büyüdü. Türkiye ekonomisi zincirlenmiş hacim endeksine göre 2024 yılının son çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3, 2024 yılı genelinde de yüzde 3,2 ile piyasa beklentisinin üzerinde büyüme kaydetti. Ancak büyüme inşaat sektörünün hızına bağlı olarak gelişti. Ne yazık ki sanayideki büyüme yüzde 0,5’te kaldı. İmalat sanayindeki büyümeye bakıldığında ise, asıl sıkıntının orada yaşandığı görülüyor. İmalat sanayisinde büyüme bir yana, yüzde 0,2 küçüldüğüne şahit oluyoruz.
İmalat sanayi zayıflıyor
Şubat 2025'te imalat sektörü satın alma yöneticileri endeksine (PMI) baktığımız zaman 48,3 ile 50 eşik değerinin altında kalarak sektördeki daralmanın sürdüğünü izliyoruz. İmalat sanayinde yaşanan bu gerileme oldukça kaygı verici. Tam 11 aydır sürekli eşik değerin altında kalan PMI verilerinin bir önceki ayın da altına düşmesi, sanayicinin içinde bulunduğu sıkıntının bir göstergesi olduğunu gösteriyor. Her zaman söylediğimiz gibi üretim olmadan kalkınma olamaz. Sanayicinin sorunlarının çözülmesi için biran evvel karar vericilerin harekete geçmesini bekliyoruz. İmalat sektöründeki daralma ve yüksek enflasyon oranı, ekonomik istikrar için dikkatle izlenmesi gereken alanlar olarak öne çıkıyor.
Faizler düşüyor
Enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimleri kademeli bir şekilde düşüyor. Merkez Bankası, 2024 yılı Aralık ayında başladığı faiz indirim sürecini 2025 yılında da sürdürdü. Aralık, ocak ve mart aylarında politika faizini toplamda 750 baz puan düşürerek yüzde 50'den yüzde 42,5'a çekti. Tahminler, Merkez Bankası'nın politika faizini 2025 yılı sonuna kadar yüzde 28,5 seviyesine kadar düşürebileceği yönünde ilerliyor. Sonuç olarak biz de 2025 yılında faizlerin inmesini bekliyoruz. Yüksek faiz ortamında sanayicinin hareket alanı daralıyor. Finansmana erişim noktasında zorluk çeken sanayicinin düşük faiz ile finansmana ulaşmasının önü mutlaka açılması gerektiğine inanıyoruz.
Enflasyon, 20 ayın en düşük seviyesinde
Şubat 2025 itibarıyla yıllık enflasyon oranı yüzde 39,1'e düşerek son 20 ayın en düşük seviyesine ulaştı. Enflasyondaki bu düşüşün kalıcı olmasını bekliyoruz. Enflasyonla mücadele ve makroekonomik dengelenmenin sağlanması için atılan adımları, istenilen seviyede olmasa bile sevindirici buluyoruz. Alınan tedbirler neticesinde özellikle dış kırılganlıkların azalması açısından ülke risk priminde düşüşler var. 12 aylık enflasyon verisine bakıldığında baz etkisiyle de olsa bir miktar gerileme biz sanayicileri umutlandırıyor. Ancak enflasyonun kalıcı ve etkili ölçüde düşürülmesi Türk sanayicisinin önünü görebilmesi açısından hayati önem taşıyor.
Sanayici finansmana erişimde zorlanıyor
Türkiye’de finansmana ulaşım her geçen gün zorlaşıyor. Finansman maliyetlerinin artması şirketler tarafından kaygıyla izleniyor. Sanayicilerimiz, artan hammadde ve enerji maliyetleri dolayısıyla finansmana erişim konusunda zorluklarla başa çıkmanın yollarını arıyor. Ne yazık ki Türk sanayicisi, finansmana erişim noktasında yeterli desteği bulmakta zorlanıyor. Sermaye sıkıntısı yaşayan Türk sanayicisi maalesef üretimi azaltacak hale geldi. Sıkıntının devam etmesi halinde sanayideki üretim tehlikesi artacak. Kar marjı hızla eriyen işletmeler, sermaye ihtiyaçlarını karşılamak ve üretime devam etmek için kredi desteği bekliyor. Başta plastik sektörü olmak üzere, hammaddede dışa bağımlı olan, üretim ve istihdamı devam ettirmek isteyen sanayimiz, finansmana erişim konusunda destek bekliyor.

