Kimya sektörü ihracatının Türkiye’nin toplam ihracatı içinden aldığı pay yüzde 13,1 olurken, plastik sektörümüz için bu oran yüzde 3,56 olarak gerçekleşti. Plastik sektörümüzün ihracatı içinde Ege Bölgesi’nin aldığı pay ise 1 milyar 196 milyon dolar ile yüzde 13’e karşılık geliyor.
2024 yılı gerek sektörümüz gerekse Türkiye ekonomisi açısından son derece güç koşulların egemen olduğu bir yatırım ve üretim iklimi ile geride kaldı. Döviz kurlarındaki artışın yüzde 18 seviyesinde kalmasına rağmen, işletme maliyetlerimizin yüzde 44 olarak açıklanan resmi enflasyonun dahi çok üstünde arttığı, çok zor koşulların yaşandığı bir yıl oldu. Aradaki farkı şirketlerimizin işletme sermayelerini ya da şahsi birikimlerimizi kaybederek kompanse etmeye çalıştık. Ancak bu durumun sürdürülebilir olmadığını da biliyoruz. Bu yıl enflasyonda yüzde 20’ler seviyesinde, daha mutedil rakamların görülmesi umudumuzu koruyoruz. Bunca olumsuzluğa rağmen, zararına üreten ve ihracat pazarlarını kaybetmeme pahasına malını zararına satan ihracatçılarımız güçlü bir alkışı hak ediyor.
Plastiğin ihracat içindeki payı yüzde 3,56
Aralık ayında gerçekleştirdiği 2.71 milyar dolarlık ihracat rakamı ile ülkemizin en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektörü olan kimya, 2024 yılında toplam 30.7 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Kimya sektörü içinde yer alan “Plastikler ve Mamulleri” sektörümüz ise 2024 yılında bir önceki yıla göre 574 milyon dolar fazla ihracat gerçekleştirirken, yıllık ihracat rakamımız 9,5 milyar dolara ulaştı. Kimya sektörü ihracatının, Türkiye’nin toplam ihracatı içinden aldığı pay yüzde 13,1 olurken, plastik sektörümüz için bu oran yüzde 3,56 olarak gerçekleşti. Plastik sektörümüzün ihracatı içinde Ege Bölgesi’nin aldığı pay ise 1 milyar 196 milyon dolar ile yüzde 13’e karşılık geliyor. Ülkemizin tek yerli petrokimyasal ürün üreticisinin İzmir’de konuşlanması, bölgemizin plastik sektöründeki en önemli üretim merkezlerinden biri olması gerçeği anımsandığında, ihracatımızın yeterli olduğunu söyleyemeyiz.
Yerli üretimin payı yüzde 10’un altında
Yerli üreticimiz Petkim’in üretiminin ve pazar payının her geçen yıl azalarak %10’un altına inmesi, fabrikalarının birer birer kapanması, sektörümüzün zaten korkutucu düzeyde olan ithalata bağımlılığını iyice içinden çıkılmaz hale sokuyor. Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) uzun yıllardır bu soruna dikkat çekiyor ve kamu otoritelerini göreve davet ediyoruz. Devletimizin dünyadaki gelişmeleri ve sektörel trendleri doğru okuyarak, ölçek ekonomisini gözeterek yeniden petrokimya sektörüne yatırımcı olarak girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özel sektörün mevcut ve planlanan yatırımlarını engellemeden ve onlara rakip olmadan devletin de petrokimyaya yatırım yapabileceğine inanıyoruz. Devlet, Petkim’in ve diğer şirketlerimizin ürettikleri ürünleri değil; ülkemizde üretilmeyen ya da çok yüksek oranda ithalata bağımlı olduğumuz katı ve sıvı petrokimyasalları üretebilir. Kamu otoritesi tüm paydaşları bir masa etrafında toplayarak bu planlamayı rahatlıkla yapabilir. Petrokimya; bilgi, sermaye ve teknoloji yoğun bir sektördür. Dolayısıyla tüm yatırımları özel sektörden beklemek hakkaniyetle bağdaşmıyor. Devlet Petkim’i kurdu, büyüttü ve özelleştirdi. Yeniden ve tam entegrasyona dayalı bir petrokimya kompleksi rahatlıkla kurabilir. Dünyanın en büyük petrokimya şirketlerinin kamu yönetimi ağırlıklı ya da devletin ortaklığındaki şirketler olduğu unutulmamalı.
Türkiye’de petrokimyada sektöründe kim hangi üretimi yaparsa yapsın, bir başkasına rakip olamaz. Bu yatırım aynı zamanda Türkiye’nin dış ticaret açığı ve cari açığına pozitif yönde etki edecektir. Çünkü herkes biliyor ki, plastik sektörü olarak biz başta olmak üzere, üretmek için o hammaddeyi ithal etmek durumundayız. Aksi halde dünyanın yedinci, Avrupa’nın ikinci büyük üretim gücüne sahip plastik sektörümüzü çalıştıramayız.

