Kompozit Sanayicileri Derneği olarak, sektörümüzü uluslararası alanda daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirmek için kapsamlı bir yol haritası oluşturduk. Günümüzde yenilikçi malzemeler, endüstrinin dönüşümüne yön veren en önemli unsurlardan biri haline geldi. Kompozit malzemeler, hafiflik, dayanıklılık ve esneklik gibi üstün özellikleri sayesinde havacılıktan otomotive, rüzgar enerjisinden inşaata kadar birçok sektörde kritik rol oynuyor. Türkiye, bu alanda güçlü bir üretim altyapısına sahip olmasına rağmen, küresel rekabette hak ettiği yere ulaşmak için bazı önemli adımlar atmalı. Kompozit Sanayicileri Derneği olarak, sektörümüzü uluslararası alanda daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirmek için kapsamlı bir yol haritası oluşturduk.
Türkiye, kompozit üretiminde önemli bir potansiyele sahip. Ülkemizde, iki cam elyaf fabrikası, bir karbon elyaf fabrikası, altı dokuma tesisi, 12 reçine üreticisi, bir organik peroksit ve başlatıcı üreticisi ve üç hızlandırıcı üretim tesisi ile sektörde benzersiz bir üretim altyapısı bulunuyor. Dünyada bu kadar çeşitli üretim tesisine sahip çok az ülke var. Bu güçlü altyapıyı daha verimli kullanmak, Türkiye’yi küresel kompozit pazarında stratejik bir üretim ve ihracat merkezi haline getirebilir. Küresel kompozit pazarı her yıl ortalama yüzde 6-8 oranında büyüyor ve bu büyüme, yeni iş fırsatlarını da beraberinde getiriyor. Türkiye’nin coğrafi konumu ve güçlü sanayi altyapısı sayesinde Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına erişimi kolaydır. Bu fırsatı değerlendirmek için sektör olarak belirli stratejileri hayata geçirmeliyiz.
Sektörün karşılaştığı zorluklar
Sektörümüzün küresel rekabette avantaj sağlaması için bazı kritik sorunların çözülmesi gerekiyor. İleri teknoloji gerektiren bazı kompozit hammaddeleri ithal ediliyor ve bu durum maliyetleri artırıyor. Yerli üretimi teşvik etmek ve tedarik zincirini güçlendirmek, sektörün sürdürülebilirliğini artıracaktır. Kompozit üretimi, ileri mühendislik ve teknik bilgi gerektiren bir alan. Sektörde uzman iş gücü eksikliği, verimliliği ve inovasyonu sınırlayan önemli bir faktör. Yerli üreticilerin küresel pazarda rekabet edebilmesi için Endüstri 4.0, otomasyon ve dijital üretim sistemlerine yatırım yapmaları gerekiyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında sürdürülebilir üretim zorunluluğu giderek artıyor. Kompozit malzemelerin geri dönüştürülebilirliği ve çevresel etkileri konusunda sektörün bilinçlenmesi gerekiyor. Sektörümüzün geleceğini şekillendirmek için bazı stratejik hedefler belirledik. Bunlardan biri Ar-Ge ve inovasyonu desteklemektir. Kompozit sektöründe inovasyonu teşvik etmek, rekabet gücümüzü artıracaktır. Bu kapsamda, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sanayi kuruluşları ile ortak Ar-Ge projeleri geliştirerek nano-kompozitler, biyobozunur malzemeler ve hafif karbon fiber gibi ileri teknolojiler üzerine çalışmalar yürüteceğiz.
Eğitim ve insan kaynağı gelişimine önem vereceğiz. Millî Eğitim Bakanlığı ile iş birliği yaparak Kompozit Sanayi Meslek Lisesi kurmayı planlıyoruz. Üniversitelerde mühendislik ve malzeme bilimi bölümleri ile iş birliği yaparak sektöre özel eğitim programları oluşturacağız. Uluslararası iş birliklerini güçlendirmek için adımlar atacağız. Yeşil mutabakat ve sürdürülebilirlik üzerine çalışmalar yapacağız. Geri dönüşüm ve atık yönetimi süreçleri üzerine sanayiye yönelik rehber dokümanlar ve eğitimler hazırlayacağız. Dernek yönetiminde şeffaflık ve katılımcılık bizim için önemli bir unsur. Dernek başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliklerini en fazla iki dönem ve iki yıl ile sınırlandırarak, dinamik ve yenilikçi bir yönetim anlayışını benimseyeceğiz. Kompozit Sanayicileri Derneği olarak, sektörümüzün geleceğini yalnızca mevcut potansiyelimizle değil, aynı zamanda yeni iş birlikleri, projeler ve stratejik adımlarla daha geniş bir vizyonla şekillendirmeyi hedefliyoruz. Şeffaf, kapsayıcı ve yenilikçi yönetim anlayışımızla, sektörümüzün tüm paydaşlarının sesini duyurmayı, ortak akılla hareket etmeyi ve Türkiye’yi kompozit sektöründe küresel bir güç haline getirmeyi amaçlıyoruz.

