Kompozit endüstrisinde dönüşüm yılı:

Sürdürülebilir büyümeden stratejik atılıma

2025, kompozit endüstrisinin olgunlaşarak sürdürülebilir büyümeye geçtiği bir yıl oldu. 2026 ise Türkiye’nin döngüsel ekonomiyle uyumlu, yüksek katma değerli kompozit üretim merkezi olma hedefini güçlendirecek.

Kemal DARCAN

Kompozit Sanayicileri Derneği (KSD)

Yönetim Kurulu Başkanı

2025 yılı, kompozit endüstrisinin teknolojik olgunluğunu pekiştirdiği ve ticari uygulamalarda ölçeklendiği bir yıl oldu. Pandemi sonrası toparlanma süreciyle başlayan 2025 yılı, tedarik zincirlerinde yaşanan toparlanma, enerji dönüşümü projelerinin hızlanması ve hafif malzeme ihtiyacının artmasıyla kompozit malzemeleri birçok sektörde öne çıkardı. Küresel kompozit pazarı 2025 itibarıyla yaklaşık 100 milyar USD büyüklüğe yaklaştı. Özellikle termoplastik kompozitler, sürdürülebilirlik ve üretim esnekliği açısından büyümenin ana gücü haline geldi.

Havacılık endüstrisi kompozitleri uçak tasarımlarında vazgeçilmez hâle getirmiştir. 2025 yılında ticari uçak teslimatlarındaki artışla birlikte termoplastik kompozitlerin payı da yükselmiştir. Bu malzemeler özellikle geri dönüştürülebilir yapıları ve onarılabilir olma özellikleriyle öne çıkmaktadır. 2026’da bu eğilimin, yerli tedarikçi entegrasyonu ve uluslararası sertifikasyon süreçleriyle daha da güçleneceği beklenmektedir.

Yenilenebilir enerji dönüşümünde rüzgar türbin kanatları kompozit malzemelerin dayanıklılığı ve hafifliği sayesinde stratejik öneme sahiptir. Rüzgar kanadı kompozit pazarı için 2025–2030 döneminde güçlü bir büyüme potansiyeli vardır; ancak Çin kaynaklı arz baskısı ve maliyet farklılıkları Avrupa’da ve Türkiye’de üreticiler açısından rekabet koşullarını zorlamaktadır. Türkiye açısından bu tablo, kanat üretimi, kalıp teknolojileri ve ara malzeme tedariki gibi alanlarda niş yatırım fırsatlarını beraberinde getirmektedir.

Kompozit malzemelerin uzun yıllardır karşı karşıya olduğu en büyük eleştirilerden biri geri dönüşüm zorluğudur. 2024–2025 döneminde AR-GE yatırımları bu alanda belirgin şekilde artmıştır. Amerikan Kompozit Üreticileri Derneği (ACMA) tarafından yürütülen CIRCLE projesi ve Avrupa Kompozit Endüstrisi Birliği (EuCIA) tarafından geliştirilen “Circular Composites” rehberleri, sektörde LCA (Yaşam Döngüsü Analizi) ve EPD (Çevresel Ürün Beyanı) standartlarının benimsenmesini hızlandırmıştır. 2026 yılında geri dönüştürülebilir ürün beklentileri ve sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamaları, sektörde yeni bir rekabet avantajı yaratacaktır.

2025 yılı, Türkiye kompozit endüstrisi açısından sektörel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönüm noktası olmuştur. Enerji, savunma, havacılık ve altyapı projeleriyle kompozit malzeme talebi güçlenirken, elyaf ve reçine gibi temel girdilerdeki dışa bağımlılık, maliyet istikrarı açısından kırılganlık yaratmaya devam etmektedir. Üniversite-sanayi iş birlikleriyle yenilikçi teknolojiler ve termoplastik kompozit uygulamaları gelişse de yerli üretim ölçeğinin genişlemesi için daha bütüncül bir ekosistem gerekmektedir.

2026 yılı, Türkiye kompozit sanayisi için küresel rekabet gücünü artıracak stratejik dönüşüm yılı olarak öne çıkmaktadır. Bu süreçte kamu, sanayi ve akademi iş birliği kritik önem taşımaktadır. Öncelikli adımlar arasında uluslararası standartlara uyumun güçlendirilmesi, sertifikasyon ve akreditasyon süreçlerinde destek mekanizmalarının geliştirilmesi, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik uygulamalarının yaygınlaştırılması yer almaktadır.

2025, kompozit malzemeler açısından fırsatların somutlaştığı; yenilikçi uygulamaların öne çıktığı ve küresel dönüşümün hız kazandığı bir yıl olmuştur. 2026 ise bu potansiyelin ticarileştirilip ölçeklendirileceği bir dönüm noktası olacaktır. Türkiye’nin hedefi; yüksek katma değer üreten, döngüsel ekonomi ilkeleriyle uyumlu ve bölgesel ihracat üssü bir kompozit üretim merkezi olmaktır.

Kompozit Sanayicileri Derneği olarak vizyonumuz: Türkiye’yi döngüsel ekonomi ilkeleriyle uyumlu, yüksek katma değerli kompozit üretiminin bölgesel merkezi haline getirmek. Bu doğrultuda sanayi, akademi, kamu arasında iş birliğini güçlendirerek, sektörün geleceğini şekillendirecek projelere öncülük etmeye devam etmektir.