2025 yılı geride kalırken, Türkiye sanayisi zorlu koşullara rağmen dayanıklılığını gösterdi. Küresel belirsizlikler, enerji maliyetleri ve döviz dalgalanmalarına rağmen sanayiciler üretim kapasitesini korudu, ihracat pazarlarını çeşitlendirdi ve yılı güçlü bir performansla tamamladı. Plastik sektörü, ihracatta öne çıkarak geri dönüşüm yatırımlarını artırdı ve çevresel uyum çalışmalarını hızlandırdı.
2026’ya girerken sanayici, maliyet baskılarına karşı daha dirençli, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm odaklı bir vizyonla hareket ediyor. Katma değerli üretim, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik öncelik kazandı; teknoloji ve Ar-Ge yatırımları, rekabet gücünü artıran temel başlıklar haline geldi.
Bu sayıda, 2025’in ekonomik görünümünü, Türkiye plastik sektörünün performansını, sanayicilerin 2026 yılı yol haritalarını ve PLASFED’in son 12 ayda gerçekleştirdiği ulusal ve uluslararası etkinliklerle sektöre kattığı değeri panoramik bir bakışla bulacaksınız. PLASFED Dergi, sektörün nabzını tutan ve sanayicinin önceliklerini görünür kılan güçlü bir rehber olarak öne çıkıyor.
Okuyacağınız içerik, sanayinin geçtiğimiz yıldaki dayanıklılığını ve önümüzdeki döneme dair umutlarını tek bir çerçevede ortaya koyuyor. 2026’ya güçlü, sürdürülebilir ve bilinçli bir başlangıç yapmak isteyen Türk sanayicisinin yol haritasını sizlerle paylaşıyoruz.
BÜYÜME SINIRLI, ENFLASYON YÜKSEK
2025’in ocak-eylül döneminde Türkiye ekonomisi yüzde 3,2 oranında büyüme kaydetti. Bu büyüme, iç talebin yüzde 2,1 ve net dış talebin yüzde 1,1 katkısıyla gerçekleşti. Oysa 2024’ün aynı döneminde ekonomi yüzde 5,1 ile daha yüksek bir performans göstermişti. Analistler, büyümedeki yavaşlamayı sıkı para ve maliye politikaları ile iç talebin sınırlanmasına bağlıyor.
Enflasyon cephesinde ise yükseliş devam etti. Eylül itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 33,3 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, 2024’ün aynı dönemindeki yüzde 28,3’ün oldukça üzerinde. Gıda, konut ve enerji kalemlerindeki artışlar, üretim maliyetlerini yükseltirken tüketici üzerindeki baskıyı da artırdı.
İHRACAT, SANAYİNİN VAZGEÇİLMEZ GÜCÜ
2025 yılı, Türkiye’nin ihracat ve dış ticaretinde güçlü ama dalgalı bir performans yılı oldu. İlk dokuz ayda toplam ihracat yaklaşık 205 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Plastik ve mamulleri sektörü 786 milyon dolarlık ihracatla öne çıktı. Küresel ekonomik belirsizlikler ve artan enerji maliyetlerine rağmen sanayiciler ihracat hedeflerini korudu.
Plastik, otomotiv ve tekstil gibi ihracat odaklı sektörler, döviz dalgalanmalarını avantajlarına çevirmeye çalıştı. Döviz geliri sağlayan firmalar rekabet gücünü artırırken, ithalata dayalı üretim yapan sanayiciler maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldı. Bu durum, ihracat stratejilerinin ve fiyatlama politikalarının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kıldı.
Türkiye’nin dış ticaretinde pazar çeşitlendirmesi de öne çıktı. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarına yönelik ihracat artışı, sanayinin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırdı. Uzmanlar, 2026’da ihracatın sürdürülebilir büyüme için kritik bir faktör olmaya devam edeceğini vurguluyor.
ENERJİ FİYATLARI SANAYİYİ BASKILIYOR
2025 yılı, enerji maliyetlerinin sanayi üretimi üzerindeki etkisinin net biçimde hissedildiği bir yıl oldu. Doğalgaz ve elektrik fiyatlarındaki artış, üretim maliyetlerini yükselterek özellikle enerji yoğun sektörlerde kârlılığı baskıladı. Plastik, çimento ve metal sanayii gibi yüksek enerji tüketen sektörler, maliyet yönetimini öncelikli gündem maddesi haline getirdi.
Elektrik fiyatlarındaki yükseliş, üretim planlamasında ve yatırım kararlarında belirleyici rol oynadı. Sanayiciler, enerji verimliliğini artıracak yatırımları hızlandırırken, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimi artırdı. Doğalgaz fiyatlarındaki artış ise hammadde maliyetleriyle birleşerek, fiyatlama stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldı.
Uzmanlar, enerji maliyetlerinin üretim ve ihracat kararlarını şekillendirdiğini vurguluyor. Plastik sektöründe faaliyet gösteren firmalar, artan enerji maliyetlerini minimize etmek için verimlilik ve dönüşüm projelerine ağırlık verdi. 2026’da enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, yatırım ve üretim planlamasında kritik bir parametre olmaya devam edecek.
SANAYİ 2025’TE DİRENCİNİ GÖSTERDİ
Ekonomistlerin ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine göre, tüm zorluklara rağmen 2025 yılı Türkiye sanayisinin dayanıklılığını bir kez daha gösterdi. Hakan Güldağ, kurdaki dalgalanmalara rağmen ihracat performansının yıl genelinde iyileştiğine dikkat çekerken; Erhan Aslanoğlu, 2025’in küresel ölçekte hem ekonomik hem de jeopolitik açıdan son derece kritik gelişmelere sahne olduğunu belirtti. Efe Gökçe ise 2025’i, Türkiye ekonomisi ve plastik sektörü açısından “bir sınav ve uyanış yılı” olarak tanımladı.Şevket Sayılgan’a göre ise döviz baskısı, yüksek faiz ve kalıcı enflasyon arasında denge arayışını sürdüren Türkiye ekonomisi, yılı yaklaşık yüzde 4 büyümeyle tamamlarken 2026’ya temkinli ama umutlu beklentilerle giriyor.
Genel tabloya bakıldığında, 2025 ekonomide dengelerin yeniden şekillendiği bir yıl olarak kayıtlara geçti. Kur ve maliyet dalgalanmalarına rağmen sanayiciler ihracat ve üretim hedeflerini korumayı başardı. Özellikle plastik sektörü, yüksek hammadde ve enerji maliyetlerine rağmen yılın ikinci yarısında performansını artırarak 2026’ya güçlü bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor.