EGEPLASDER Yönetim Kurulu Başkanı Şener Gençer ile konuştuk

PLASTİK SEKTÖRÜMÜZ 2026’DA 10 MİLYAR DOLAR İHRACAT ÇITASINI GEÇMELİ

Türk plastik sektörü, belirsiliklere rağmen 2025 yılında ihracatta rekor kırdı; 2026 yılında 10 milyar dolar sınırını aşarak ve 4.0 sanayi devrimine tam entegrasyon hedefleniyor.

ŞENER GENÇER

Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı

Tam 102 yıllık Cumhuriyet tecrübesi, bu topraklar üzerinde yaşamanın hiç de kolay olmadığını öğretti bizlere. Yeraltı zenginlikleri çok kısıtlı bir ülke olmamıza rağmen -özellikle son 40 yılda- önemli bir sanayi altyapısına kavuştuk. Pekala... Olmamız gereken yerde miyiz? Kuşkusuz hayır... 

65 yıllık hayat öyküsünün bana öğrettiği en önemli iki soru, “Kendini başarılı görüyor musun?” ve “Kime göre başarılısın?” soruları oldu. “Bir işi ne kadar mükemmel yapıyorsak yapalım, dünyada bizden daha iyi yapan birileri mutlaka vardır” diye düşünmüşümdür hep… Yaptıklarımız ile övünmek ne kadar hakkımız ise yapamadıklarımız ile dövünmek o kadar vicdani sorumluluğumuz olsa gerek… Çok değil, 40-50 yıl öncesinde Türkiye’den ekonomik büyüklük ve kalkınmışlık seviyesi olarak fersah fersah geride olan ülkeler bugün nerede, biz neredeyiz… 2025 Türkiye’sini bu sorgulamalar ile geride bırakırken, nasıl bir 2026 yılı yaşayacağımızı planlamaya çalışıyoruz.

ZOR BİR YILI GERİDE BIRAKTIK

Doğrusu, 40 yıla yaklaşan iniş çıkışlarla dolu sanayicilik yaşamımda, 2025 yılı kadar belirsizliklerin egemen olduğu bir yılı anımsamıyorum. Krizlere alışkın olan Türk sanayicileri, üretim kabiliyetleri sayesinde kısa sürede düştükleri yerden kalkarlar, yaşadıklarını tecrübe hanesine kaydederlerdi.

Bugün ise nerede sona ereceği, ne zaman kalkışa geçeceği belli olmayan bir alacakaranlıkta yol almaya, işlerimizi ayakta tutmaya, evlatlarımız gibi gördüğümüz çalışanlarımızın işlerini korumalarına gayret ediyoruz.

Son bir yıldır uygulanan makro ekonomik politikaların olumlu etkilerini hissetsek de ülkemizin yarım yüzyılı aşkın süredir başının derdi olan yüksek enflasyon ile baş edemediğimiz sürece, alınan önlemlerin etkisi maalesef sınırlı oluyor.

Bizler gibi ihracata odaklanan firma yöneticileri, resmi enflasyonun dahi çok üzerinde artan temel girdi ve istihdam maliyetlerine karşılık, döviz kurlarındaki ölçüsüz stabilite karşısında giderek zorlanıyor

SANAYİCİ CEPTEN YİYOR

Çetin rekabet koşullarında ayakta durabilmek için işletme sermayelerindeki erimeye göz yummak; halk arasındaki deyişle “cepten yemek” zorunda kalıyor. Türk ekonomisinin barındırdığı yapısal sorunlar, bizlerin kontrolü dışındaki değişkenleri ciddi birer risk faktörü olarak karşımıza çıkarıyor.

Enflasyonun en iyimser tahminle 2027 sonunda tek haneye ineceği hatırlandığında, dişimizi biraz daha sıkacağımız bir dönem yaşayacağımızı söylememiz mümkün. Bu noktada plastik sektörümüz özelinde, tüm olumsuzluklara karşın başımızı suyun üstünde tutmayı başardığımızı belirtmemiz gerekiyor.

“Kimyevi Maddeler ve Mamülleri” sektörümüz 2024 yılında 30.7 milyar dolar ile en yüksek ihracat gerçekleştiren ikinci sektör olurken, kimya sektörü içinde yer alan “Plastikler ve Mamulleri” sektörümüz, 2024 yılını bir önceki yıla göre 574 milyon dolar artışla 9 milyar dolar seviyesinde ihracat ile kapatmıştı.

İHRACAT ÇITAMIZ 10 MİLYAR DOLAR

Bu yılın ilk dokuz ayında 7.1 milyar dolar seviyesinde ihracat başarısı yakalayan Plastik sektörümüzün 2025’i 9-10 milyar dolar arasında bir ihracat seviyesinde tamamlaması hepimiz için tatmin edici olacaktır. 2026 yılında ise ekonomideki olası iyileşmelere paralel olarak 10 milyar dolar sınırını aşmamız gerektiğini bir niyet beyanı olarak kaydetmek isterim.

Döviz kurlarındaki artışın, resmi enflasyona ulaşmadığı, işletme maliyetlerinin ise resmi enflasyonun çok üzerinde arttığı 2025 yılında, tüm olumsuz koşullara rağmen bu ihracat başarısını yakalayan meslektaşlarımı yürekten kutluyorum…

4.0 SANAYİ DEVRİMİNE ENTEGRASYON

Dördüncü sanayi devrimi ise, gelecek on yılın sanayisini şekillendirecek. İnternetin çevremizdeki her şey ile temasa geçtiği, makineler arası iletişimin başladığı, tüm üretim süreçlerini tek başına yönetmeye aday sistemlerin başladığı yepyeni bir dönemi yaşatıyor hepimize. Türk sanayisinin ve üretim yapısının, bu yeni devrime mutlaka ayak uydurması ve çok daha hızlı şekilde entegre edilmesi gerekiyor.