Tam Sürüm

Gözde İlter Çağıl

Merkez bankacılığında yeni dönem: İleri yönlendirmeden veri odaklı yaklaşıma

Merkez bankacılığında yeni dönem: İleri yönlendirmeden veri odaklı yaklaşıma

Küresel öncü göstergeler büyümenin dirençli seyrini koruduğuna işaret ederken, teknoloji sektöründeki güçlü ivme savaşın ekonomik aktivite üzerindeki baskısını dengeliyor. 2026’da küresel büyümenin yüzde 3’ler dolayında gerçekleşmesi halen baz senaryo. Savaşın etkileri kırılgan gelişen ülkelerde daha belirgin hissedilirken, yapay zeka gelişmiş ülkelerin büyümesini destekliyor. Küresel dezenflasyon ise duraksamış durumda. ABD’de fiyat artışlarında hafif geri çekilmeye rağmen enflasyon ve enflasyon beklentileri Fed’in yüzde 2 hedefinin belirgin üzerinde seyrediyor. Yapay zekayla bağlantılı kalemlerde ise fiyat artışlarının hızlanması, güçlü teknoloji talebinin enflasyonu yüksek tutabileceğine yönelik endişeleri artırıyor. Enerji ve gıda fiyatları, tarifeler ve teknoloji talebinin eş zamanlı baskısı, merkez bankalarının bu etkileri geçici görmesini zorlaştırırken ek sıkılaşma ihtimali gündemde. Euro Bölgesi’nde ise enerji şoku büyümeyi baskılarken, kalıcı enflasyon ECB’nin ek faiz artışı ihtimalini canlı tutuyor. Çin’de de güçlü ihracata rağmen zayıf iç talep büyümeyi sınırlarken, politika desteği likidite ve yapısal araçlara dayanıyor.

Fed üyeleri, yapay zeka yatırımlarının kısa vadede fiyat baskılarını artırabileceğini, uzun vadede ise verimlilik sağlayabileceğini değerlendirirken, Fed içinde daha sıkı duruşu savunan görüşler güç kazanıyor. ABD’de zayıflayan istihdam artışı ve yükselen işten çıkarmalar, işgücü piyasasındaki yavaşlamayı belirginleştirdi. Benzin fiyatlarındaki düşüş ve ekonomik görünümdeki iyileşme tüketici güvenini desteklese de hissiyat geçen yılın altında. Yapay zekanın istihdam etkisine yönelik endişeler sürüyor. Küresel merkez bankalarında ileri yönlendirmeye daha az dayalı, verilere daha duyarlı bir politika yaklaşımı öne çıkıyor. Bu değişim politika esnekliğini artırırken, iletişim belirsizliği ve enflasyona gecikmeli tepki riskini de beraberinde getiriyor. Bu çerçevede Fed’in yeni politika yaklaşımına ilişkin sinyalleri yakından izlenecek.

KÜRESEL FİNANSAL PİYASALAR: FED

BELİRSİZLİĞİNE RAĞMEN RİSK İŞTAHI DİRENÇLİ

Küresel piyasalarda ABD-İran diplomasisi, zayıflayan ABD istihdamı ve azalan Fed faiz artırım baskısı risk iştahını desteklerken; Fed iletişimi, yüksek borçlanma ihtiyacı, jeopolitik riskler ve yüksek vade primi tahvil faizleri ile piyasa oynaklığını yüksek tutabilir. Dolar zayıf istihdam ve Fed’in beklemede kalma ihtimaliyle kısa vadede nötr seyredebilir; olası faiz artışları ise orta vadede destek sağlayabilir. ABD’de enflasyon ve vade primindeki yukarı yönlü riskler, zayıflayan istihdama rağmen 10 yıllık tahvil faizinin yüksek seyrini koruyabileceğine işaret ediyor. ABD hisselerinde yapay zeka yatırımlarının sürdürülebilirliği ve artan rekabet sorgulansa da güçlü bilançolar ve sağlam talep görünümü, yüksek değerlemeler, jeopolitik riskler ve olası Fed sıkılaşmasına rağmen S&P 500’ü destekliyor. Altında, gerileyen petrol fiyatlarının enflasyon ve faiz beklentilerini aşağı çekmesi, merkez bankası alımlarındaki toparlanma ve ETF girişlerinin sürmesi görünümü desteklerken, talebin geniş tabana yayılması yükseliş eğiliminin devamına işaret ediyor. Buna karşılık Fed’in daha şahin bir duruşa yönelmesi ve 2026 merkez bankası alımlarının geçen yılın altında kalması, yukarı yönlü hareketi sınırlayabilecek temel riskler olarak öne çıkıyor.

TÜRKİYE EKONOMİSİ: ZAYIFLAYAN

İÇ TALEP, DEZENFLASYONU DESTEKLİYOR

Türkiye ekonomisinde imalat sanayindeki zayıf görünüm sürerken, PMI verileri sektörün iki yılı aşkın süredir daralma bölgesinde kaldığını, zayıf talep ve yeni siparişlerdeki gerilemenin üretimi baskılamaya devam ettiğini gösteriyor. 2026 büyüme tahminleri küresel görünüme paralel yüzde 3’ler dolayında. Hizmet sektöründeki ivme kaybı, sıkı kredi koşulları ve iç talepteki yavaşlama dezenflasyonu desteklerken, çekirdek göstergelerde ve yıllık enflasyonda iyileşme sürüyor. Bununla birlikte, hizmet enflasyonundaki katılık, enerji maliyetleri ve akaryakıtta vergi tamponunun kademeli kaldırılması yukarı yönlü riskleri canlı tutarken, yıl sonu enflasyon beklentileri yüzde 30 civarında. Fiyat baskılarındaki direnç ve jeopolitik riskler TCMB’nin temkinli duruşunu desteklerken, dezenflasyonun beklenenden yavaş ilerlemesi faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceğine işaret ediyor. Buna karşılık jeopolitik tansiyonun azalması ve enerji fiyatlarının gerilemesi, sonbahardan itibaren sınırlı bir gevşeme alanı yaratabilir.

Öncü dış ticaret verilerinde çekirdek ithalattaki zayıflama da iç talepteki yavaşlamaya işaret ederken, enerji fiyatlarındaki yükseliş dış denge üzerinde risk oluşturuyor. Cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 2’nin üzerine yükselirken, petrol fiyatlarının mevcut seviyelerde kalması halinde yıl sonunda yaklaşık yüzde 3’lere ulaşması bekleniyor; bu oran son 20 yıllık yüzde 3,6 ortalamasının altında. Rezervlerdeki toparlanma ve TL’nin reel getiri avantajı yabancı yatırımcı talebini destekleyerek kur ve dış finansman görünümüne tampon sağlıyor. Bütçe açığının GSYH’ye oranı, gelir artışı ve faiz dışı harcamalardaki düşüşün katkısıyla 2025’te yüzde 2,9’dan yüzde 2,5’in altına gerilerken, mali disiplin OVP hedefleriyle uyumlu seyrediyor.

YURT İÇİ FİNANSAL PİYASALAR: FAİZ İNDİRİM BEKLENTİLERİ TL VARLIKLARI DESTEKLİYOR

Rezervlerdeki toparlanma, yabancı sermaye girişleri ve hane halkının dövize yönelmemesi TL’yi destekliyor. Dezenflasyonun seyri, petrol fiyatları, cari denge ve TCMB’nin faiz indirim patikası ise TL’deki değer kaybının hızını belirleyecek. TCMB’nin dezenflasyon ile dış dengeyi birlikte gözetmesi önem taşırken, kur istikrarı açısından temkinli faiz indirimleri, pozitif reel faiz ve kalıcı dezenflasyon belirleyici olacak.

Enflasyon ve petrol fiyatlarındaki gerileme, TCMB’ye yıl sonuna doğru faiz indirimi alanı açarken TL tahvillerine yönelik yabancı ilgisini destekleyebilir. Dezenflasyonun ve yabancı girişlerinin sürmesi halinde tahvil faizlerinde kademeli düşüş beklenirken, faiz indirimlerinin orta vadeli tahviller üzerindeki destekleyici etkisi daha belirgin olabilir. Enflasyon, kur veya maliye politikası görünümünde bozulma yaşanması bu eğilimi sınırlayabilir. Sıkı politika duruşu, rezervlerdeki toparlanma ve azalan dış finansman ihtiyacı risk primindeki düşüşü desteklerken, cazip getiri seviyeleri Eurobondlara yönelik ilgiyi artırıyor. Yurt içi hisse senetlerinde görünüm temkinli olumlu. Dezenflasyon, faiz indirimi beklentileri, cazip değerlemeler ve düşük yabancı pozisyonlanması endeksi desteklerken; petrol fiyatları, dirençli enflasyon ve siyasi belirsizlik başlıca riskler. Kasım’daki MSCI değerlendirmesinde piyasa işleyişine ilişkin olumlu ilerleme, yabancı ilgisini artırabilir.

Yasal Uyarı Notu: Bu yazıda yer alan değerlendirme ve görüşler

genel nitelikte olup yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.