Tam Sürüm

Çimen Polat, Ambalaj Sektöründeki Gelişmeleri PLASFED Dergi'ye Anlattı

Çimen Polat, Ambalaj Sektöründeki Gelişmeleri PLASFED Dergi'ye Anlattı

Orego Ambalaj Grup CFO’su Çimen Polat:

“REKABET GÜCÜNÜ TEKNOLOJİ VE DİSİPLİN BELİRLİYOR”

Orego Ambalaj Grup CFO’su Çimen Polat, sürdürülebilirliği getirisi ölçülebilir bir yatırım alanı olarak gördüklerini belirterek, üretimden ihracata kadar tüm süreçlerde uzun vadeli değer yaratmaya odaklandıklarını söyledi. Polat, ambalaj sektörünün geleceğinin teknoloji, verimlilik ve döngüsel ekonomi ekseninde şekilleneceğini vurguladı.

Yüzde 100 yerli sermaye ile faaliyet gösteren Orego Ambalaj, ambalaj sektöründe üretim gücü, teknoloji yatırımları ve ihracat başarısıyla dikkat çeken şirketler arasında yer alıyor. Bugün 50 ülkeye ihracat yapan ve dünya çapında 300’den fazla markaya hizmet veren şirket, entegre üretim yapısı ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla büyümesini sürdürüyor. Orego Ambalaj Grup CFO’su Çimen Polat, şirketin kuruluş hikayesinden küresel pazarlardaki hedeflerine, sürdürülebilirlik yatırımlarından hammadde maliyetlerinin yönetimine kadar sektörün gündemindeki birçok başlığı değerlendirdi. Ambalaj sanayisinde rekabet gücünü artırmanın yolunun yalnızca üretim kapasitesinden değil, doğru sermaye yönetimi, verimlilik ve uzun vadeli yatırım stratejilerinden geçtiğini vurgulayan Polat ile merak ettiklerimizi konuştuk.

Orego Ambalaj'ın kuruluş hikayesini ve bugün geldiği noktayı kısaca anlatır mısınız?

Yüzde100 yerli sermaye ile dünya standartlarında ambalaj çözümleri üretme felsefesiyle 2008 yılında faaliyete başlayan Orego Ambalaj, 35 bin metrekarelik üretim tesisinde taslak, prototip, kalıp üretimi, malzeme seçimi, imalat, enjeksiyon ve etiketleme aşamalarında müşterilerine entegre hizmetler veriyor. Ekstrüzyon tesisimizde saatte bin 600 kg kapasiteyle plastik levha üretimi yaparak pazarın yarı mamul ürün ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. SpectaVis, Termoform, Kağıt ve Enjeksiyon teknolojileriyle 50 ülkeye ihracat yapan Orego, dünya çapında 300'den fazla markaya hizmet veriyor.

Grup CFO olarak şunu özellikle vurgulamak isterim: Bu büyümeyi yalnızca kapasite artışı olarak değil, getirisi ölçülen bir sermaye tahsisi disiplini olarak ele aldık. Teknoloji, insan kaynağı, sürdürülebilirlik ve kurumsal yapı yatırımlarının her birini uzun vadeli nakit yaratma ve yatırılan sermaye getirisi penceresinden değerlendirdik.

Ürün ve hizmet portföyünüzde hangi alanlara odaklanıyorsunuz? Sizi sektörde farklı kılan temel unsurlar nelerdir?

Uzun yıllara dayanan tecrübemizle gıda endüstrisi ve yemek servisi için yüksek performanslı, gıdayı koruyan plastik ve kağıt gıda ambalajlarını yüksek hijyen standartlarında üretiyoruz. Et, tavuk, balık, hazır yemek, meze, dondurma, şekerleme, atıştırmalık, zeytin, süt ürünleri, zirai ürünler ve donuk ürünler başta olmak üzere zincir restoranlar, oteller ve kafeler için geniş bir ürün portföyümüz bulunuyor.

Bizi farklılaştıran en güçlü unsur, SpectaVis, Termoform, Kağıt, IML Enjeksiyon ve Heidelberg ileri baskı teknolojilerini bünyesinde birlikte barındırarak üretim aşamalarının büyük çoğunluğunu kendi bünyemizde gerçekleştirebilen yapımızdır. Finansal açıdan bunun anlamı açıktır: Müşteri başına gelir derinliğimiz artıyor, tek seferlik tedarikçi olmaktan çıkıp uzun vadeli çözüm ortağı konumuna geçiyoruz.

Son dönemde artan sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm baskıları üretim süreçlerinizi nasıl etkiledi? Bu alanda ne tür yatırımlar yapıyorsunuz?

Sürdürülebilirliği bir zorunluluk değil, getirisi ölçülebilir bir yatırım alanı olarak görüyoruz; çünkü bu yatırımların önemli bölümü doğrudan maliyet tarafımıza yansıyor. Ürün tasarımında mono malzeme kullanımını artırarak daha az kaynakla aynı performansı hedefliyoruz. Üretimde oluşan firelerin yeniden sisteme kazandırılması ve kaynak verimliliği uygulamaları hem çevresel ayak izimizi hem de birim maliyetimizi düşürüyor. Enerji ihtiyacımızın yüzde 20'sini karşıladığımız güneş enerjisi yatırımımız ise enerji giderlerimizde kalıcı bir tasarruf sağlıyor.

BRCGS ve ISO standartları kapsamında hammaddelerin sürdürülebilirlik performansını ve izlenebilirliğini yakından takip ediyoruz.

Tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemeler hakkında görüşleriniz nelerdir? Sektör açısından ne gibi riskler ve fırsatlar barındırıyor?

Plastik bugün tıptan gıda güvenliğine, lojistikten teknolojiye kadar modern yaşamın her alanında vazgeçilmez bir role sahip. Ancak günümüzde asıl mesele plastiğin kendisinden ziyade plastiğin yaşam döngüsünü nasıl yönettiğimizdir. Doğru yönetildiğinde plastik, döngüsel ekonominin değerli bir parçasına dönüşebiliyor.

Tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemeleri yalnızca bir kısıtlama olarak değil; sürdürülebilir üretim kültürünü geliştiren, inovasyonu hızlandıran ve sektörü daha çevreci çözümlere yönlendiren önemli bir dönüşüm süreci olarak değerlendiriyoruz.

İhracat faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Hangi pazarlarda aktifsiniz ve yeni hedef pazarlarınız nereler?

Bugün başta Avrupa olmak üzere 50 ülkeye aktif ihracat gerçekleştiriyoruz. Küresel gıda üreticileri ve perakende zincirlerinin onaylı tedarikçisi olmamız, uluslararası pazardaki güçlü konumumuzu destekliyor. İhracatımızın önemli bölümünü AB ülkeleri oluşturuyor; bunun yanı sıra Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde de aktif olarak faaliyet gösteriyoruz. AA+ BRCGS Packaging, SEDEX ve FSC sertifikalarımız bu konumu destekliyor.

2026 yılı itibarıyla Benelüks ülkeleri ve Kuzey Amerika gibi yüksek potansiyelli pazarlarda büyümeyi hedefliyoruz.

Hammadde tedariki ve maliyetler konusunda yaşanan dalgalanmalar iş süreçlerinizi nasıl etkiliyor? Bu zorlukları nasıl yönetiyorsunuz?

Ambalaj sektörü doğası gereği küresel hammadde piyasalarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkilenir; bu dalgalanmalar zaman zaman maliyetler üzerinde ciddi baskı oluşturur. Biz bu süreci CFO perspektifinden proaktif ve finansal disiplinli bir yaklaşımla yönetiyoruz.

Buradaki kritik denge, stok maliyeti ile üretim sürekliliği arasındaki dengedir; üretim hatlarının durması yalnızca maliyet değil, müşteri memnuniyeti ve tedarik güvenilirliği açısından da kalıcı sonuçlar doğurur. Bu dengeyi üç temel unsurla kuruyoruz: Güçlü bilanço yapımız ile etkin nakit akışı ve çalışma sermayesi yönetimimiz; uzun yıllara dayanan tedarikçi ilişkilerimiz ve tedarikçi çeşitliliğimiz; ileriye dönük tedarik planlamamız.

PLASFED ve sektör paydaşlarına vermek istediğiniz mesaj nedir? Sektörün gelişimi için hangi adımlar öncelikli olmalı?

PLASFED, ambalaj ve plastik sanayimizin küresel arenada hak ettiği konuma ulaşmasında paydaşları bir araya getiren ve sektöre vizyon çizen çok kıymetli bir çatı örgütüdür. Özellikle geri dönüşüm altyapısının geliştirilmesi, sürdürülebilir hammaddelere erişimin artırılması ve yeşil dönüşüm yatırımlarının desteklenmesi konularında PLASFED'in öncülüğüne güveniyoruz.