Tam Sürüm

Plastik sektöründe sürdürülebilirlik ve kontrollü dönüşüm ihtiyacı

Çevreyi korumak hepimizin ortak sorumluluğu. Ancak sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşırken üretimin, istihdamın ve sanayinin gerçeklerini göz ardı etmeden hareket etmek gerekiyor. Plastik sektörünün ihtiyacı; yasaklardan çok geri dönüşüm altyapısını güçlendiren, dönüşümü destekleyen ve kademeli geçişi esas alan sürdürülebilir politikalardır.


Değerli Dostlar, Çevre ve sürdürülebilirlik konusu artık tüm dünyanın ortak gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda. Plastik sektörü olarak bizler de çevresel etkilerin azaltılması, kaynak verimliliğinin artırılması ve döngüsel ekonomiye geçiş konusunda üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Son yıllarda sektörümüz geri dönüşüm teknolojilerinden sürdürülebilir ürün tasarımlarına kadar birçok alanda önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Ancak çevresel hedeflere ulaşmaya çalışırken sanayi gerçeklerinin, ekonomik dengelerin ve uygulama kapasitesinin de dikkate alınması gerektiğine inanıyoruz. 


Bu çerçevede kamuoyunun gündeminde yer alan tek kullanımlık plastiklere ilişkin yönetmelik taslağı, sektörümüzde kapsamlı bir değerlendirme sürecini beraberinde getirdi. Taslağın büyük ölçüde Avrupa Birliği’nin Tek Kullanımlık Plastik Direktifi esas alınarak hazırlandığı görülüyor. Ancak Avrupa Birliği ülkelerinde dahi uygulama süreçlerinde çeşitli sorunların yaşandığı biliniyor. Türkiye’nin üretim altyapısı, ekonomik koşulları ve sanayi ölçeği dikkate alınmadan yapılacak doğrudan bir uyarlamanın ciddi sonuçlar doğurabileceği kanaatindeyiz. 


Plastik ürünler modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası

Öncelikle çevre sorunlarının temelinde yalnızca tek kullanımlık plastik ürünlerin yer almadığını ifade etmek gerekir. Asıl mesele; etkin atık yönetim sistemlerinin eksikliği, geri dönüşüm altyapısındaki yetersizlikler ve tüketici farkındalığının istenilen seviyeye ulaşamamış olmasıdır. Bugün gelişmiş ekonomilerde çevre politikalarının odağında doğrudan yasaklamalar değil; geri dönüşüm oranlarının artırılması, atığın kaynağında ayrıştırılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesi bulunuyor. Plastik ürünleri tek başına çevresel sorunların nedeni olarak görmek meseleyi eksik değerlendirmek olacaktır. Diğer taraftan plastik ürünler modern yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Özellikle gıda güvenliği, hijyen, sağlık ve lojistik alanlarında sağladıkları avantajlar nedeniyle önemli bir işleve sahiptir.  Alternatif malzemelerin çevresel etkilerine ilişkin yapılan birçok yaşam döngüsü analizi çalışması da bazı alternatiflerin plastik ürünlere kıyasla daha yüksek karbon ayak izi oluşturabildiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle çevresel değerlendirmelerin ürün bazlı değil, bilimsel veriler ışığında yaşam döngüsü yaklaşımıyla ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

 
Yasak takvimi sektör açısından soru işaretleri doğuruyor


Bunun yanında taslakta öngörülen yasakların kısa süre içinde hayata geçirilmesinin planlanması sektör açısından önemli soru işaretleri doğuruyor. Özellikle tek kullanımlık ürünler alanında faaliyet gösteren işletmelerin büyük bölümü KOBİ ölçeğinde üretim yapıyor. Bu işletmelerin mevcut üretim altyapılarını kısa sürede tamamen dönüştürmeleri oldukça güç görünüyor. Böyle bir süreç; yatırımların atıl kalmasına, üretim kayıplarına ve istihdam üzerinde olumsuz etkiler oluşmasına neden olabilecek. Nitekim plastik sektörü yalnızca kendi üretim hacminden ibaret değil; ambalajdan lojistiğe, gıdadan perakendeye kadar geniş bir ekonomik zincirin temel bileşenlerinden biridir. Bu süreçte PAGDER olarak sektörümüzün görüş ve önerilerini ilgili tüm kurumlarla paylaşmaya devam ediyoruz. 


Kamuoyunu doğru bilginlendirmeye yönelik çalışmalar yürütüyoruz

Bakanlık temsilcileri, sektör kuruluşları ve iş dünyası paydaşlarıyla gerçekleştirilen toplantılarda yönetmelik taslağının olası ekonomik ve sektörel etkilerini kapsamlı şekilde gündeme taşıyoruz. Ayrıca kamuoyunda konunun sağlıklı değerlendirilmesine katkı sunmak amacıyla çeşitli bilgilendirme çalışmaları yürütüyor, sektörün sürdürülebilirlik alanındaki yatırımlarını ve dönüşüm çabalarını anlatmaya gayret ediyoruz. Bizler çevresel sürdürülebilirlik hedeflerini son derece önemli buluyoruz. 


Ancak sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil; ekonomik ve sosyal boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yasaklayıcı yaklaşımlar yerine geri dönüşüm altyapısını güçlendiren, sanayinin dönüşümünü destekleyen ve kademeli geçişi esas alan politikaların çok daha sağlıklı sonuçlar doğuracağı kanaatindeyiz.