Türkiye’nin plastik hammadde alanındaki güçlü oyuncularından Ventus Polimer, sadece ürün tedarik eden bir şirket değil; üreticinin süreçlerine değer katmayı amaçlayan yeni nesil bir iş modeliyle sektörde fark yaratıyor. 40 yılı aşan bir tecrübenin üzerine kurulan bu yapı, geleneksel ticaret anlayışını modern işletme yaklaşımıyla birleştirerek “çözüm ortaklığı” kültürünü merkezine alıyor.
Ventus Polimer Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kaya, profesyonel iş yaşamında edindiği kurumsal deneyimi sanayiye taşıyarak, hammadde tedarikinin ötesinde katma değer üreten bir hizmet yaklaşımını hayata geçiren isim. Kaya ile şirketin kuruluş hikayesini, plastik sektörüne bakış açısını, döngüsel ekonomiye katkılarını ve sürdürülebilirlik odaklı vizyonlarını konuştuk.
Plastiğin değil, yanlış bilincin dünyayı kirlettiğini ifade eden Kaya, hem üretim kültürüne hem de toplumsal algıya yön veren önemli değerlendirmelerde bulundu.
Ventus Polimer’in kuruluş hikayesini ve 40 yılı aşkın sektörel tecrübenizi yeni nesil ticari anlayışla birleştirerek ortaya çıkan iş modelinizi bizimle paylaşır mısınız?
Aslında Ventus Polimer birdenbire doğmuş bir yapı değil; 40 yılı aşan sektörel deneyimin, yeni nesil ticaret anlayışıyla buluştuğu bir dönüşüm hikayesi. Ben de bu hikayenin içine 2019 yılından sonra profesyonel dünyadan geçiş yaptım. O döneme kadar Türkiye’nin en büyük yerli sermayeli inovasyon ve yönetim danışmanlık şirketinde iş geliştirme müdürü olarak görev yapıyordum.
Birçok sanayi ve ticaret odasında, üniversitelerde, teknoparklarda, teknoloji transfer ofislerinde ve büyük sanayi kuruluşlarında kurumsal eğitimler verdim. Yani hem üretim kültürünü hem de işletme zihniyetini yakından tanıdım. Bu deneyim bana şunu öğretti: Gerçek değer, üründe değil, onu sunma biçiminde.
Ventus Polimer’i kurarken de tam olarak bu bakış açısıyla yola çıktım. Biz klasik anlamda bir hammadde tedarikçisi değiliz. Bizim iş modelimiz “satış”tan çok, çözüm ortaklığı üzerine kurulu. Çünkü bizce başarı; bir mal satmak değil, o malın müşterinizin üretiminde en doğru şekilde değer üretmesini sağlamakla olur.
Şirketinizi sadece bir tedarikçi değil, “hizmet sağlayıcı” olarak tanımlıyorsunuz. Bu yaklaşımı günlük operasyonlarda nasıl uyguluyorsunuz?
Bu aslında bizim işimizin felsefesi. Satış bizim için bir son değil, bir başlangıç. Her müşteriyle önce sürecin başında oturup detaylı bir analiz yapıyoruz. Hangi ürünü üretiyor, hangi makine parkuruna sahip, nihai ürünün kullanım alanı nedir, hangi fiziksel koşullara dayanması gerekiyor... Bunları bilmeden hammadde tavsiyesinde bulunmak, gözleri kapalı yönlendirme yapmak olur.
Ventus Polimer’de satış ekibinden lojistik departmanına kadar herkes “hizmet sağlayıcı” zihniyetiyle çalışır. Depo süreçlerinden gümrük operasyonlarına, stok yönetiminden lojistik planlamasına kadar şeffaf bir yapı kurduk. Müşterilerimize her aşamada bilgi veririz; çünkü bizce güvenin ilk şartı şeffaflıktır.
Müşterilerinizin hammadde ihtiyaçlarına proje zihniyetiyle yaklaşmak derken somut olarak ne yapıyorsunuz?
Biz her işi bir proje olarak ele alıyoruz. Örneğin bir müşterimiz yeni bir ürün hattı açacaksa, sadece fiyat ya da temin süresiyle ilgilenmiyoruz. Nihai ürünün teknik gereksinimleri, geri dönüşüm oranı, üretim sıcaklığı, karbon ayak izi, ambalajlama koşulları gibi onlarca detayı birlikte değerlendiriyoruz. Gerekirse doğrudan üretici markalarla teknik istişare yapıyoruz. Bu yaklaşım, “doğru hammadde – doğru üretici” eşleşmesini sağlıyor ve müşterimizin üretim verimliliğini artırıyor.
Bizim için her siparişin arkasında bir emek, bir hedef ve bir üretim hikayesi var. Bu nedenle müşterilerimizi sadece müşteri değil, “üretim ortağı” olarak görüyoruz.
Türkiye plastik hammadde sektörünün bugünkü durumu ve karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdir?
Türkiye plastik sektöründe üretim kabiliyeti çok yüksek ama hammadde üretimi açısından maalesef dışa bağımlıyız. Bu da kur dalgalanmaları ve lojistik maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Diğer bir zorluk ise kamuoyundaki yanlış algı: “Plastik doğayı kirletiyor.”
Bu söylem hem teknik olarak hem de mantıksal olarak eksik bir bakış açısı. Biz Ventus Polimer olarak her platformda şunu anlatıyoruz: Plastiğin kendisi değil, insan davranışları ve eksik atık yönetimi doğayı kirletiyor. Eğer atığı doğru yönetirsek, plastik çevre düşmanı değil, çevre dostu bir malzeme haline gelir.
Plastik gerçekten bu dünyaya zararlı mı?
Bu aslında plastiğin değil, atığın yanlış yönetilmesinin sonucu. Trafik kazasında yakınını kaybeden biri “Bir daha asla araba kullanmam” demiyorsa, biz de “Plastik atığı doğru yönetemiyoruz” diye plastikten vazgeçmemeliyiz.
Plastik, ikame edildiği ürünlerle karşılaştırıldığında çoğu zaman daha çevreci bir malzemedir. Üretiminde daha az enerji harcanır, karbon salınımı düşüktür, taşımada hafifliği sayesinde lojistikte ciddi yakıt tasarrufu sağlar. Yani mesele plastiğin varlığı değil; onu doğru toplamak, doğru sınıflamak ve yeniden ekonomiye kazandırmaktır.
Biz Ventus Polimer olarak yıllardır bu farkındalığı yaymaya çalışıyoruz. Hatta buradan Milli Eğitim Bakanlığı’na da bir çağrım var: Anaokullarından itibaren “atık yönetimi” ve “sorumlu tüketim” bilincinin hayat bilgisi derslerine entegre edilmesi gerekiyor. Çünkü bilinçli toplum, temiz çevrenin temelidir.
Geri dönüşüm hammaddeleri ve döngüsel ekonomi konusunda Ventus Polimer’in sektöre katkısı ve stratejisi nedir?
Döngüsel ekonomi artık sadece çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk. Ventus Polimer olarak biz, geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını teşvik ediyor, bu alanda faaliyet gösteren firmalarla ortak projeler geliştiriyoruz. Ayrıca üretim hatlarında mekanik geri dönüşüm malzemelerinin daha etkin kullanılması için üreticiye teknik destek sağlıyoruz. Bizim amacımız plastiğe “ikinci bir yaşam” kazandırmak. Çünkü her geri kazanılmış malzeme, doğaya ve ekonomiye yapılan bir katkıdır.
Şeffaflık, dürüstlük, güven ve empati gibi ilkeleri şirket kültürünüze nasıl yansıtıyorsunuz?
Bu değerler bizim şirket kültürümüzün omurgasını oluşturuyor. Biz ticarette sadece sözleşmeye değil, söze de önem veririz. Bir müşterimizin üretim hattı durduğunda, sadece bir tedarikçi değil, çözüm ortağı gibi davranırız. Her süreçte açık iletişim kurarız; yanlış anlaşılmaları önlemek için verileri paylaşır, net oluruz. Ben iş dünyasında empatiyi çok önemli bulurum. Çünkü karşındaki insanın ihtiyacını anlamadan çözüm üretmek mümkün değil. Empati, güvenin anahtarıdır.
Liderlik ve girişimcilik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız?
Benim liderlik anlayışım “ben bilirim” üzerine değil, “birlikte üretiriz” felsefesine dayanır. Her çalışan, Ventus Polimer’in bir parçası değil, temsilcisidir. Ekip içinde fikirlerin serbestçe ifade edilmesini teşvik ederim. Hata yapmaktan korkmayan bir kültür oluşturduk, çünkü inovasyon ancak cesaretin olduğu yerde doğar.
Profesyonel geçmişim bana disiplini, sistematiği ve vizyoner bakışı kazandırdı; ticarette ise insana dokunmanın değerini öğretti. Bugün Ventus Polimer’in sektörde fark yaratmasının nedeni de bu iki dünyanın birleşimi; kurumsal akıl + insani temas.
Önümüzdeki beş yıl için Ventus Polimer’in hedefleri ve vizyonu nedir?
Önümüzdeki dönemde hedefimiz, sürdürülebilirlik odaklı büyümemizi hem yurt içinde hem uluslararası arenada sürdürmek. Dijitalleşmeye, veri analizine ve müşteri deneyimini geliştiren teknolojilere ciddi yatırım yapıyoruz. Ayrıca, çevre dostu hammadde portföyümüzü genişletmek ve üretim zincirinde daha fazla enerji verimliliği sağlayan ürünleri ön plana çıkarmak istiyoruz. Kısacası Ventus Polimer’i sadece ticari bir marka değil, değer üreten bir güven markası haline getirmeyi amaçlıyoruz.
Teknoloji ve dijitalleşme sizin iş modelinizde nasıl bir rol oynuyor?
Çok önemli bir rol oynuyor. Stok takibinden müşteri ilişkilerine, lojistik planlamadan pazar analizine kadar tüm süreçlerimizi dijital sistemler üzerinden yürütüyoruz. Bu hem verimliliği hem de şeffaflığı artırıyor. Gelecekte de yapay zeka destekli talep tahmin sistemleri, akıllı depo yönetimi gibi uygulamalarla sektörde öncü olmayı hedefliyoruz. Dijitalleşme bizim için sadece bir araç değil, kültürün bir parçası.
Sizi bu sektörde yönlendiren en önemli ilke nedir ve genç girişimcilere ne tavsiye edersiniz?
Benim için en önemli ilke, dürüstlük ve sürdürülebilir değer üretmek. Kısa vadeli kazançlar değil, uzun vadeli güven ilişkileri kurmak önemli. Genç girişimcilere tavsiyem ise şu: Sadece mal satmayın, anlam satın. Müşterinizin ihtiyacını anlayın, çözüm sunun. Plastik sektörü geleceğin de sektörü olacak ama bu geleceği ancak bilinçli üreticiler ve tüketiciler birlikte inşa edebilir. Unutmayalım, dünyayı kirleten plastik değil, onu yanlış kullanan insan davranışıdır.