Tam Sürüm

Enflasyon Yavaşlıyor, Faiz Sabit, Üretim Dengeleniyor

Enflasyon Yavaşlıyor, Faiz Sabit, Üretim Dengeleniyor

Yıllık enflasyonun yüzde 31,53’e gerilediği, aylık artışın yüzde 2,96 olduğu 2026’nın ilk çeyreğinde; politika faizinin sabit tutulması ve imalat PMI verisinin 49,3’e yükselmesi Türkiye ekonomisinde dengelenme sinyalleri verdi. Büyümenin yüzde 4’e yaklaşması beklenirken, fiyat baskılarının sürmesi ve küresel belirsizlikler nedeniyle ekonomi “temkinli iyimserlik” çerçevesinde yol alıyor.


Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğine girerken, yüksek enflasyonun yavaşlaması, büyümede ılımlı toparlanma ve işgücü piyasasında temkinli iyimserlik ile dikkat çekiyor. Resmi verilere göre şubat ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,53’e gerilerken, aylık artış yüzde 2,96 oldu. Bu veriler, fiyat baskılarının bir miktar azaldığını gösterse de hâlâ tüketici gündeminde yüksek bir ağırlığa sahip.


Sanayi üretiminde de sınırlı toparlanma sinyalleri göze çarpıyor. Türkiye İmalat PMI endeksi Şubat’ta 49,3 seviyesine yükseldi; bu değer, sektörde daralmanın hafiflediğini ve üretimde stabilizasyon sinyalleri verdiğini gösteriyor. Ancak PMI’nın 50 eşik değerinin altında kalması, ekonomide güçlü bir genişleme eğiliminin henüz oluşmadığını ortaya koyuyor.


Para politikası cephesinde ise 12 Mart tarihinde yapılan PPK toplantısında politika faizi sabit bırakıldı. TCMB’nin faiz kararını değiştirmemesi, yüksek enflasyon riskine rağmen ekonomik toparlanmayı desteklemek ve piyasada ani şokları önlemek amacıyla temkinli bir duruş olarak değerlendiriliyor.


Enflasyon yavaşlıyor, fiyat baskısı sürüyor


2026 Şubat verilerine göre Türkiye’de yıllık tüketici fiyat endeksi yüzde 31,53 olurken, aylık fiyat artışı yüzde 2,96 olarak gerçekleşti. Özellikle gıda ve hizmet kalemlerindeki yüksek fiyat artışları, tüketici bütçeleri üzerindeki baskıyı sürdürürken, fiyat artış hızında gözlenen yavaşlama dezenflasyon sürecinin sınırlı da olsa ilerlediğine işaret ediyor. Analistler, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki oynaklığın enflasyon görünümü üzerinde baskı oluşturduğunu belirtiyor.


Büyüme dayanıklı, 2026 beklenti olumlu


Türkiye ekonomisi, 2025’i yüzde 3,6’lık bir büyüme performansıyla tamamlarken, 2026 için büyüme beklentileri yaklaşık yüzde 4 seviyesinde tutuluyor. İç talep ve yatırım harcamalarının büyümenin ana motorları olması öngörülürken, Euro Bölgesi kaynaklı dış talep baskıları ve küresel belirsizlikler büyüme projeksiyonlarını temkinli bir çerçevede tutuyor. Böylece ekonomideki toparlanma, güçlü ancak dikkatli bir seyir izliyor.


Sanayi ve üretim: Daralma yavaşlıyor


İmalat PMI verisi 49,3 ile daralmanın yavaşladığını gösteriyor. Siparişlerdeki düşüş ve stok seviyelerindeki gerileme, ekonomik aktivitedeki yavaş toparlanmanın işaretleri olarak öne çıkıyor. Üreticiler arasındaki talep dengesi zayıf olsa da yatay seyrediyor; girdi maliyetlerinin yüksekliği ve fiyat baskıları sektörde marjları sınırlıyor. Yeni siparişlerdeki minimal daralma ise ekonomik güvenin hâlâ temkinli olduğunu ortaya koyuyor.


İş gücü piyasası: Temkinli iyimserlik


Resmi verilere göre işsizlik oranı 2026 başında hâlâ çift haneli risk taşımıyor ve yaklaşık yüzde 8,1–8,6 seviyesinde seyrediyor. Bununla birlikte geniş tanımlı atıl iş gücü oranı yüksek, genç işsizliği ise yüzde 16 civarında kalmaya devam ediyor. Bu durum, istihdam tarafındaki toparlanmanın sınırlı ve yapısal sorunların devam ettiğini gösteriyor.


Para politikası: Sabit faiz, temkinli duruş


12 Mart PPK toplantısında politika faizi sabit bırakıldı. TCMB, mevcut faiz seviyesini koruyarak ani bir değişiklikten kaçındı ve böylece enflasyon görünümünde daha net sinyaller bekliyor. Analistler, bu sabit duruşun yüksek enflasyon ortamında temkinli bir denge arayışı olarak okunabileceğini, iç talepte kontrollü bir canlanmayı desteklediğini vurguluyor.


Ekonomik görünüm ve temkinli iyimserlik


Mevcut makro göstergeler, Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyon ve sınırlı işgücü toparlanmasıyla mücadele etmeye devam ettiğini gösteriyor. Buna karşın fiyat artış hızındaki yavaşlama, ılımlı büyüme ve sanayi üretimindeki stabilizasyon, ekonomide “temkinli iyimserlik” algısını güçlendiriyor. Ekonomik aktörler hâlâ belirsizliklere karşı temkinli davranıyor; yatırım kararları ve tüketici harcamaları kontrollü bir çerçevede ilerliyor. Dış talep ve bölgesel ekonomik gelişmeler, önümüzdeki dönemde büyüme dinamiklerini yeniden şekillendirecek kritik faktörler arasında yer alıyor.


Dengede kalan bir ekonomi


Türkiye ekonomisi 2026’ya yüksek enflasyon ve belirsizlikler eşliğinde başlarken, enflasyonun yavaşlaması, imalat sektöründeki daralmanın hafiflemesi, 2025’teki yüzde 3,6 büyüme performansı ve sabit faiz ortamı, temkinli iyimserlik çerçevesinde yorumlanabilir. Fiyat istikrarının sağlanması, güçlü makroekonomik dengelerin tesis edilmesi ve yatırımcı güveninin yeniden kazanılması önümüzdeki dönemde kritik belirleyiciler olacak.