2016’da plastik sektör üretiminde yüzde 3,84 ve kompozitte yüzde 6 artış

2016 yılında Türkiye plastik mamul üretiminin yüzde 3,84 oranında artış göstererek 9,09 milyon tona ve 34,7 milyar dolar üretim değerine ulaştı. Geçen yılın gerçekleşmesi ise 8,75 milyon ton olarak gerçekleşmişti. 2015 yılında üst üste yaşanan seçimlerden kaynaklanan durgunluk, bekleyen siparişlerin bu yılın başında hızla devreye girmesine olanak tanımış, yılın ilk yarısında bir taraftan beyaz eşya, dayanıklı tüketim malları ve otomotiv gibi sektörlerin güçlü üretim büyümelerine bağlı olarak diğer taraftan ise baz etkisi ile ilk yarı sektör büyüme verileri nispeten yüksek oranda ortaya çıkmıştır. Ne var ki yılın ikinci yarısı; 15 Temmuz darbe girişimi, terör olayları vb. etkilerle toplam talepteki gerilemeye bağlı olarak ilk yarıdaki yüksek performansı aşağıya çekmiştir. Buna rağmen plastik endüstrisinin yılsonu Türkiye GSYİH büyümesinin üzerinde ve yaklaşık yüzde 3,84 oranında bir büyüme artışı göstereceği tahmin edilmektedir.
 
İhracat (Bin Ton/Milyon Dolar) 2015 2016  
  Miktar Değer ($/Kg) Miktar % Değer Değer % Değer  ($/Kg)
Plastik Hammadde 687,8 932,9 1,36 698,0 1,5 858,9 -7,9 1,23
Plastik Mamul 1.575,4 4.337,6 2,75 1.550,6 -1,6 4.108,6 -5,3 2,65
Plastik ve Kauçuk İşleme Makineleri N/A 131,4 N/A N/A N/A 146,1 11,2 N/A
İthalat (Bin Ton/Milyon Dolar) 2015 2016  
  Miktar Değer ($/Kg) Miktar % Değer Değer % Değer  ($/Kg)
Plastik Hammadde 6.269,0 9.395,6 1,50 6.552,8 4,0 8.699,5 -7,4 1,33
Plastik Mamul 584,6 2.872,7 4,91 589,4 0,8 2.928,2 1,9 4,97
Plastik ve Kauçuk İşleme Makineleri N/A 576,9 N/A N/A N/A 580,7 0,7 N/A
 
2016 yılı plastik mamul ihracatında tonajda yüzde 1,6 ve dolar bazında ise yüzde 5,3 geriledi

2016 yılı Türkiye plastik mamul ihracatımızın miktar bazında yüzde 1,6 ve değer bazında yüzde 5,3 geriledi. Hammadde tarafında ise, miktar bazında yüzde 1,5 artışken; değer bazında yüzde 7,9 düşüş gerçekleşti. Plastik işleme makinaları ihracatı ise bu yıl yüzleri güldürdü. Geçen seneki sert düşüşün yarattığı baz etkisi ve İran, Kuzey Afrika gibi pazarların devreye girmesi ile bu sene değer bazında yüzde 11,2 artış gösterdi. İhracatta geçen yılki parite etkisinin zayıfladığı görülürken, bu yıl konjoktürel olanların yanında bazı yapısal sorunların da ihracatımızı yavaşlattığı anlaşılmaktadır. Bu gerilemenin arkasında en başta; küresel ticaretteki gerileme, sonra çevre ülkelerde yaşanan sorunlar ve önemli ama gözden kaçan ihracat birim fiyatların düşmesi gelmektedir. Azalan ihracat birim fiyatları yalnızca plastik endüstrisinde değil; tüm ihraç mallarımızda negatif etki yaratmıştır.

Bu yüzden, yüksek katma değerli üretime duyulan ihtiyaç için çanlar çalmaya başladı. Ancak sektörümüzün bu sene enerjisini boşa harcadığı en talihsiz konulardan biri Plastik Tanıtım Grubu’nun hiçbir faaliyet göstermeden kapatılması oldu. Ekonomi Bakanlığı’nın tanıtım gruplarının yapısını ve faaliyet şekillerini yeniden düzenleyerek tek bir çatı altında toplama projesi sebebiyle bütün tanıtım grupları kapatılarak, Türkiye Tanıtım Grubu adı altında yeni bir düzenlemeye gidilmesi planlanlanıyor. İçinden geçtiğimiz zor dönemde, ihracatın ülke ekonomisi için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görülmektedir. Bu sebeple, ihracatımızın gerek katma değer gerekse toplam değer olarak gelişmesine yönelik çalışmalara mutlak olarak ihtiyaç bulunmaktadır.
 


Kompozit sektöründe 2016’da yüzde 6 büyüme bekleniyor

Önümüzdeki beş yıllık süreçte gelişmekte olan ülke ekonomilerindeki ivme, otomotiv, ticari araçlar, rüzgar enerjisi, uzay ve havacılık sektöründe kompozit malzeme kullanımının yoğun bir şekilde artarak devam etmesi gibi faktörlere bağlı olarak Türkiye kompozit sektörünün istikrarlı bir büyüme göstermesi beklenmektedir.

Kompozit sektörünün büyümesi genellikle küresel ekonomik büyümenin üzerinde seyretmektedir.  Bugün gelinen noktada Türkiye kompozit malzeme sektörü 1,4 milyar Euro ve 265 bin tonluk bir hacme ulaşmıştır. Türkiye kompozit sektörü, Avrupa ve dünya kompozit sektörlerinin büyüme oranının üzerinde bir büyüme performansı göstermektedir. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye kompozit sektörü yüzde 8 ila yüzde 12 arası bir büyüme performansı sergilemiştir. 2016 yılında ise büyüme oranı yüzde 6 olarak tahmin edilmektedir.

Dünya kompozit sektörünün gelecek beş yılda değer bazında yıllık yüzde 5’lik bir büyüme ile 80 milyar Euro değerine ulaşması beklenmektedir. Değersel büyümenin Kuzey Amerika ve Avrupa’da yüzde 4, Asya ve dünyanın geri kalan bölgelerinde yüzde 7 düzeyinde olması beklenmektedir.
Sektör yılda yaklaşık olarak 250 Milyon Euro civarında doğrudan ihracat yapmaktadır. 2017 yılında bölgemizdeki ve Orta Doğu’daki istikrarın geri kazanılması ve Avrupa’da ekonominin canlanması söz konusu olduğu takdirde kompozit üreticilerinin ihracat performansı artacaktır.

2017’de dengeleyici faktörlerin devreye gireceğini öngörüyoruz

2017 yılı gerek küresel ekonomi gerekse Türkiye ekonomisi açısından belirsizliklerin kısa ve orta vadede canlılığını koruması nedeniyle tahmin yapılması bağlamında kolay bir yıl olmayacağını işaret etmekte. Ancak özellikle reel sektör tarafında 2017 yılında hükümetin aldığı bazı önlemlerin; küresel ticaretteki gerileme, konjonktürel riskler gibi baskı yaratan unsurlara karşı dengeleme işlevi görmesi beklenmektedir.

Dış Faktörler:

1.    Küresel ticaretteki zayıflama eğilimi 2017 için temel risklerin başında gelmektedir. Siyasi belirsizlikler, ABD’nin korumacı politikaları devreye alma ihtimali, Brexit etkisi, Çin ekonomisindeki nisbi soğuma, gelişen ekonomilerin toparlanma ihtiyacı küresel ticareti zayıflatıcı etki yaratmaktadır.  
2.    Avrupa’nın 2017’de büyümesinin mütevazı seviyede kalacağı öngörüldüğünden, sektörümüz ihracatı açısından 2017’de fark yaratan tarafta olması beklenmemektedir.

İç Faktörler:

1.    İç tüketimi canlı tutmaya yönelik hükümet tedbirlerinin devam edeceği beklentisi dahilinde, iç tüketimin 2017’de de sektör büyümesinin temel dinamiklerinden biri olmaya devam edeceği öngörülmektedir.
2.    Risk iştahının zayıflaması paralelinde, kur oynaklığı ve borçlanma maliyetlerinin yüksekliği 2017’de sektör yatırımlarını etkileyecek faktörlerden biri olarak ön plana çıkmaktadır.   

2017 yılında plastik sektörünün büyümesi içindeki bileşenlerin tedarik sağlanan sektörlerin desteğine de bağlı olarak iç talep yönlü olacağı öngörülmektedir. Yatırım ve ihracat tarafının bir süre toparlanma evresine gireceği, dolayısıyla kısa vadede sürükleyici bir rol üstlenemeyeceği düşünülmektedir. Bu bağlamda 2017 sonu itibarıyla yüzde 4 seviyelerinde bir büyüme plastik sektörü için erişilebilir bir hedef olarak değerlendirilmektedir.     

2017 yılı sonunda ülke ihracatının 150 milyar dolar bandına tutunacağı, plastik hammadde ve mamul ihracatının da 5 milyar doların üzerinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Petrol fiyatlarının 50 doların altına inme eğilimi taşımadığı düşünüldüğünde, petrol gelirlerine bağlı ve ihracat pazarlarımız arasında yer alan ülkelere yönelik ticaretimizde 2017’de gerilemenin son bulacağı öngörülmektedir. Ayrıca ihracat teşviklerinin belli pazarlardaki kayıpların diğer pazarlar ile ikamesinde destekleyici unsur olarak devrede olacağı düşünülmektedir.

2017 ile birlikte, ülke imajının ve güvenirliğinin toparlanması için bir süredir devam eden girişimlerin hız kesmeden devam etmesi kritik bir önem arz etmektedir. Dolayısıyla, 2017’de tanıtım ve kredibilite yaratmaya odaklı faaliyetlerin devletin de desteği ile arttırılması beklenmektedir. Dolayısıyla ülke ve ürün tanıtım gruplarının etkinlik ve verimlilik analizlerine bağlı olarak devreye alınması önemli olacaktır.